Bilal KÖSRECİ

Bilal KÖSRECİ

Gazeteci - Yazar

Sene 1990

14 Haziran 2019 - 10:31

Özel televizyonların türemesiyle başlayan hatta halen devam eden, gazete ve gazetecilik mesleği adına yaşanan sancılı bir süreç.

TRT’nin hiyerarşik yayınlarında sıkışıp kalan insanlara, farklı pencereler açan değerli gazeteler ve bu gazetelere bir alternatif olarak, özel televizyonların yasa dışı yayınlara başladığı dönemler. Tıpkı televizyonun icadıyla, sinema sektörün azalan izler kitlesini çoğaltmak adına, pornografik filmleri sahnelemesi gibi, özel TV kanallarının türemesi de, tirajı düşen gazetelerin okur sayısını artırmak adına magazinselleşmesine neden olacaktı. 

Çünkü tarih tekerrürden ibaretti. 

Haberden çok, resim ve büyük puntolarla atılan sansasyonel başlıklara yer verilirken gazetelerde,aynı zamanda da kupon çılgınlığı devri başlamıştı. Hatırlayın, o dönemde birçoğunuz ilk cep telefonunu 30 kupon karşılığında almıştınız.

Ancak kimsenin fark etmediği ve zararları telafi edilemez bir oluşumun da temelleri atılıyordu o dönemde.
Evet medya bir güçtü ve bu gücü elinde bulundurmak isteyen, işadamları oturuyorlardı birer birer patron koltuklarına.

Çıkarları doğrultusunda, haber yapan ya da yapmayan patronlardı onlar.Çünkü amaçları, halka doğru bilgi vermek değil para kazanmak ve bu ugurda, sahibi olduğu medya kuruluşunu kullanmaktı. 
Gazeteci olmayan patronlar ve tabi sarı basın kartı sahibi çocukları koltuklarında yükselirken, gazetecilik mesleğinin tüm saygınlığı da aynı oranda  alçalıyordu.

    Sinema sektörünün pornografik filmlerle izleyici çekmeye çalıştığı dönemde, ahlaksızların sinemaya gittiği düşüncesi  benimsenmişti toplumda. İnsanlar çocuklarını bırakın sinemaya göndermek, sinema salonlarının önünden dahi geçirmek istemiyorlardı tıpkı 'gazete yazıyorsa doğrudur' anlayışının 'gazete yazıyorsa yalandır' anlayışına dönüşmesi gibi toplumda. 

Ne toplum olarak ne de gazeteci olarak savaşmadık, sahip çıkmadık gazetelerimize, televizyonlarımıza kısaca medya kuruluşlarına. 

Bu mesleğin onurunu koruyamadık malesef.

Gazete dendiğinde insanların aklına gelen ilk şeyin' doğru haber' olması gerekirken, neden şimdilerde 'taraf mı yoksa muhalefet mi' sorusu gelmekte hiç düşündünüz mü? 

Bu duruma sebep olan medya sektörüne adım atmış iş adamlarının yanısıra,tabir-i caiz ise kendi ayağına sıkan yani '' sahibine göre kişneyen atlar'' da vardı, kendine gazeteciyim diyen.

Gülüyoruz acınacak halimize. Bilmiyoruz değişimin yerelden başlayacağı gerçeğini.Yerel demişken inanın içler acısı halimiz. 

Ay çiçeği gibi bir oyana bir bu yana dönen yereller. 
Kopyalayıp yapıştırdıkları haberlerin, imla hatasını dahi düzeltmeye tenezzül etmeyen yereller.
Kahvaltı yoksa habere gitmeyen, gittiyse de yaptığı habere fatura kesip para talep eden yereller.
Mizanpaj aynı, haber aynı, başlık aynı, haberde imla hatası varsa şayet, o bile aynı.
Haberde dil yok, üslup yok, emek yok, araştırma  yok, inceleme yok.

Basın ilandan resmi ilan alabilmeye endekslenmiş ve bu uğurda kendi gazetesini bayilerden satın alan yereller.. 

Belediyelere, bu sizin işiniz, tabiki yapacaksınız demek yerine atılan 100 metre asvaltı canlı  yayınlayan yereller.. 

1 çalışana 10 farklı iş yükleyip, sigortasını da inşaat işcisi olarak gösteren yereller. 

Siz ne zaman büyüyeceksiniz? 

Ya da nereye kadar böyle gidecek? 

Japonya neden Japonya biliyor musunuz?

Çünkü oradaki tek bir gazetenin tirajı ülkemizdeki tüm gazetelerin tirajından daha fazla. Sanmayın kuponla ev ya da araba veriyorlar, sadece ve sadece okuyor insanlar hatta çobanı bile en az 3 gazete okuyor günde.
Peki neden okuyor?

Çünkü orada gerçek gazeteciler yapıyor bu işi.Meslek ilkelerine sadık gazeteciler.

Meslek ilkelerini ayrıca hatırlatmama gerek yoktur diye düşünüyorum. Sözlerim,üzerimizdeki vebalin farkında olmayan, bu mesleğin saygınlığını ayaklar altına alan,ay çiçeği gibi dönen,ama topluma ay çiçeği kadar faydası olmayan, gazeteci bozuntularına...
 

Bu yazı 408 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Hidayet
    2 ay önce
    "Suskunluk Sarmalına" girmiş yerel, bölgesel ve ulusal bir basın. Bu durumdan da çıkmayı dahi düşünmeyen bir medya topluluğu.
  • Kurban
    2 ay önce
    Güzel yazı güzel eleştiri ;) Doğrular... özellikle kahvaltı olmayan habere gidilmemesi yada bir yorumda ben katayım özellikle seçim zamanında "Dürümüne haber yapılması" yada bir paket sigaraya haberlerde yer verdirmeye çalışan muhabirler ve akabinde tartıştıkları haber müdürleri...
  • Kaplumbağa Terbiyecisi
    2 ay önce
    Çok önemli bir konu güzel kardeşim. Hepimizin bir yarası vardır mutlaka bu konuda. 90'lı yıllarda Akşam Gazetesi'nin televizyon faciası geldi aklıma. Vermediler diye sinirlenip kuponları yırtmıştık ve uzun bir süre sonra kuponları duranlara vermişlerdi televizyonları. Bir de pembe telefonlu bir hatun rastgele ev telefon numaralarını arayıp, sorular sorup ev eşyası dağıtırdı. Bir de Hugo vardı. Ve hepimizin Tolga Abisi. (Bizim Jenerasyon) Hugo o dönemde tabletin ikamesiydi aslında. Yani Bir de popüler haber sunucularının akşam haberleri reytingi muhabbeti vardı. Son derece amatör ve saçma sapan diziler furyasına hiç girmiyorum. Milletin beyin hücreleriyle oynamaya o dönemlerde başlamışlar ve sonuç ortada. Ama her şeye rağmen şunu söyleyebilirim ki; O dönemde medyada bir çeşitlilik vardı en azından ve bilinçsizce de olsa kişilerin seçme özgürlüğü vardı. Şimdi seçim yapılacak bir alan bırakmadılar. Gercek gazeteciler de ya kıyıda köşede mücadele ediyor ya da buna bile fırsat bulamıyorlar.