Şeytan mıdır Solcular? 
Bilal KÖSRECİ

Bilal KÖSRECİ

Gazeteci - Yazar

Şeytan mıdır Solcular? 

09 Haziran 2019 - 13:44

Yaklaşık 1,5 kiloğram ağırlığında evrende keşvedilegelmiş en karmaşık malzemedir beyin. Bu organ, kafa içindeki  zırhlı haznelerde yer alan küçük geçitlerden istihbarat toplayarak, bütün operasyonu yöneten bir görev kontrol merkezi konumundadır.İki yarım küreden oluşur ve bu yarımküreler "korpus kallosum"adı verilen yoğun bir sinir lifi otoyoluyla birbirlerine bağlanmış durumdadır. 1950 lerde gerçekleştirilen bir dizi sıra dışı ameliyata kadar hiç kimse sol ve sağ yarımkürelerin aslında birbirine rakip iki takımın birer parçası olduğunı tahmin bile etmemişlerdi. Roger Sperry ve Ronald Meyers adlı nörobiyologlar yaptıkları bir dizi deneysel ameliyatlarda kedi ve maymunların korpus kallosum yani iki yarım küreyi birbirine bağlayan sinir liflerini kestiler. Peki ne oldu? 

Hayvanlar bu koca lif şeridinin gereksizliğini vurgularcasına normal davrandılar.

Elde edilen bu başarının ardından ayrık beyin ameliyatları ilk kez, 1961'de sara hastalarında gerçekleştirildi. Sara nöbetinin bir yarım küreden diğerine geçişini engelleyebilecek bir ameliyat, hastaların son umuduydu. Ameliyatlar, işe yaramıştı. Kendisini elden ayaktan düşüren nöbetlerden ötürü büyük ızdırap çekmiş bir kişi, artık normal bir yaşam sürebiliyordu. Sevebiliyor, gülebiliyor, dans edebiliyor ve eğlenebiliyordu. Ama tuaf bir durum vardı ortada.

Bir bilginin yarımkürelerden yalnızca birine iletildiği durumlarda, o yarımküre bir şey öğrenirken diğeri öğrenemiyordu. Sanki birbirinden bağımsız iki beyin vardı. Dahası hastalar aynı anda farklı işler yapabiliyorlardı ki, bu da normal bir beynin izin vermeyeceği bir durumdu. 

Her iki elinde de kalem olan ayrık beyin hastaları,daire ve üçgen gibi birbiriyle uyumsuz şekilleri eşzamanlı olarak çizebilmekteydiler.

İş bununla da bitmiyordu. 

Beyinde motor hareketleriyle ilgili lifler bir taraftan digerine geçer;öyle ki, "sağ yarım küre sol eli, sol yarımküre de sağ eli" denetler.

Bu gerçek, ayrık beyin hastalarında görünen çok ilğinç bir durumu da açıklar. Farz edin ki elma sözcüğü sol, kalem sözcüğü de bununla eşzamanlı olarak sağ yarımküreye gönderiliyor. Ayrık beyin bir hastadan az önce gördüğü sözcükle ilgili nesneyi eliyle tutması istendiğinde, sağ eliyle elmayı, sol eliyle de aynı anda kalemi kavrıyor. Çünkü iki yarımküre, artık birbiriyle bağımsız biçimde kendi hayatlarını yaşamakta. (ıncognito)

Şimdi, ayrık beyin çalışmalarının öncüsü olan ve bu nedenle de Nobel Ödülü kazanan, Roger Sperry yaşasaydı eğer, Diyanetin "sol elle Şeytanlar yemek yer" açıklamasından sonra aldığı Nobel ödülünü geri iade eder miydi acaba?Ya da diyanet işleri, bu yazıdan sonra merak edip, araştırıp, sağ ya da sol elimizi kulanmamızın yaradılıştan gelen bir farklılıktan kaynaklaklı olduğunu anlayıp, paylaştığı sol el fetvasını kaldır mıydı? 

Şeytan hangi eliyle yemek yiyor bilmem ama Diyanet gibi bir kurumun daha önemli işleri var bunu biliyorum.
Mesela; hırsızlık, yolsuzluk, haksız kazanç, iftira,yandaşa peşkeş, tecavüze uğrayan çocuklar, camiilerde seçim çalışmaları ve yalan gibi konuları katıldığı iftar organizasyonlarında dile getirebilirler diye düşünüyorum.

Sonuçta sağ el de bizim sol el de.Bunda sorun yok da; Sol ve şeytan, aynı cümle içinde gereksiz yere kullanılıyorsa, ben şahsen bir düşünürüm. Neyseki solak değilim yoksa şeytan olmamak için açlıktan ölen bir aptal olabilirdim ya da hayatta kalmak için yemek yiyen, günahkar bir şeytan. 

Şeytan demişken, bir de dilsiz şeytanlar var, hani zulme ses çıkarmayan, onlar için de bir fetva bekliyorum en kısa sürede.

Bu yazı 308 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum