Markalar için sosyal medyanın doğruları ve yanlışları...
Ersin ÖZDEN

Ersin ÖZDEN

Markalar için sosyal medyanın doğruları ve yanlışları nelerdir?

10 Aralık 2019 - 10:23

Twitter'ın kurucusu Jack Dorsey değişik karakterde bir adam. İşe sabah 05:00'te başlar, gece yarısına kadar çalışır, hayatını 10 dakikalara bölerek yaşar, zihni berrak, vücudu taze kalsın diye her gün 14 saat deyim yerindeyse oruç tutar ve sadece akşam yemeği yermiş... 


Tüm bunları düşününce beyefendi amiyane tabirler biraz sıyırmış demek mümkün sanırım. Fakat sosyal medyayla ilgili aşağıdaki sözünü okuduğunuz zaman gayet aklı başında biri olduğunu görebilirsiniz...
"Adı üzerinde... Sosyal medya, insanlar arası, ilginç ve eğlenceli içerikler paylaşmak için icat edildi. Ta ki markalar gelip, ürünleri ve promosyonları ile her şeyi mahvedene kadar!"


Jack, bırak bu işleri... Markalar olmasa çark dönmez diyen olabilir elbette. Yanlış da değil fakat eksik. Sorun markaların sosyal medyayı kullanmaları değil; bu özel mecrayı yanlış hatta berbat kullanmaları. Markaların sosyal medya yanlışlarını anlatmak için, önce bu işin doğrularını sıralamak gerekir. 
 

Markalar için sosyal medyanın doğruları nelerdir?

01. Gerçekte sosyal medya yönetimi diye bir şey yoktur. Sosyal medya bir araçtır, yani marka yönetiminin online ve interaktif bir parçasıdır. Marka fikri odaklı bir algı planın yoksa, sosyal medya yönetimin de olamaz. 

02. Bu iş, sosyal medya araçlarını iyi kullanan gençlere hesap yönettirerek olmaz. Çünkü kurumsal iletişim dediğimiz şey, marka uzmanlığı gerektirir. Ciddi ve profesyonel bir iştir. Zıpır, fırlama ve genç olmak yetmez.
 
03. "Herkesin var... Bizim de hesabımız olsun" mantığı yanlıştır. Her markanın sosyal medyada olmasına gerek yoktur. Tüm platformlarda olmaya çalışmak da en büyük mantıksızlıktır.

04. Kimi için doğru kanal sadece Instagram'dır. (Nadiren de olsa) bazısı için de Twitter. Tek bir kanalı çok iyi yönetmek, çok kanalı olup vasat içerik üretmekten çok daha iyidir. 

05. Sosyal medyada illa komik ve şaşırtıcı olmak gerekmez. Mesele fayda üretmektir. Faydan, sektör ve ürününe bağlıdır. 

06. Ürün anlatmak, sosyal medyayı online kataloğa çevirmek, üstüne bir de promosyon-çekiliş koymak amaçsızca var olmak ile eşdeğerdir. 

07. Mesele markanı hem düşünce lideri, hem de sosyal bir otorite haline getirmektir. Bunun sırrı da satmak değil anlatmaktır. 

08. Sosyal medya yönetimi parçalı bir iş olsa da aslolan olayın bütündür. Hesabın tamamı tek bir hikaye anlatmalıdır. Büyük resim iş ve iletişim hedeflerini desteklemelidir. Merkezinde net bir strateji olmalıdır. 

09. Sosyal medya, iyi bir müşteri hizmetleri kanalıdır. Ancak bu durum işi bir o kadar da riskli hale getirir. Ölçüp, biçilmeli ve doğru uygulanmalıdır. 

10. Bu işin başı, ne satıyorsun sorusuna verdiğin cevaptır. Yani marka fikrindir. Cevaba hala ürün, kalite, güven diyorsan... Farklılaşma şansın olmaz. Bunlar zaten işletmenin olması gereken hijyen faktörleridir. 


Marka fikri duygusal bir önermedir. Bunu doğru tanımlamayan markaların, kitlesel hiçbir mecrada başarılı olma şansı yoktur. 

Gavurun dediği gibi... Marka netliktir. Tek bir şey anlatmalı, üstelik bunu istikrarlı ve devamlı şekilde yapmalıdır. Yolda karar ve konsept değiştiren şirketler gideceğe yere varamaz. Sağa sola savrulur. 

Özetle mesele sosyal medyada olmak değil... Stratejik bir şekilde olmak, üstüne marka fikriyle paralel bir yaratıcılık koymaktır. Bu yemeğin sosu da... Paylaştığın içeriği bulunduğun kanalların ruhuna uygun şekilde sunmaktır. 

Doğruları söylemek etkili... Yanlışları göze sokmak ise daha vurucu diyenler için konuyu bir de tersten anlatalım.


Markalar için sosyal medyanın yanlışları nelerdir?

01. Herkes ürün anlatma ve satma peşinde. Yahu ben bir ayakkabı markasını, zaten her yerde olan ayakkabı modellerinin resmini koyuyor diye neden takip edeyim! Mesele ayaklı modayı anlatıp ilham vermek. SELL değil TELL yapmayı becerebilmek. İlla ürün mü koymak istiyorsun, koy. Fakat haftada 4 posttan 1'i, maksimum 2'si ürün odaklı olsun. 

02. Sosyal medyada herkeste bir özel gün kutlama merakı var. Oysa bunların yeri artık "hikaye" kısmı. Kutla, ertesi gün bitsin. Postta kirlilik yaratmasın. Haaa kutlarken... Marka fikrinle özgünleştir ki daha da anlamlı olsun. 

03. Özellikle Instagram postları bir vitrin. Farklı ürünlerden oluşan, ancak tek mesaj veren bir bütün. Tanıdığınız markaların sayfalarına bir göz atın. En alttan en üste, anlamlı ve bütünsel bir marka hikayesi akışı var mı? Acaba olması gerektiğini bilen marka var mı? 

04. Sosyal medya, Jack Dorsay'in dediği gibi markanızı sosyal kılacak yer. Yani mesajlarınızı etkili, keyifli ve ekstra zeki kurgulamanız gereken mecra. Bunu yapabilen kaç marka var Allah aşkına?

05. Her gün post girerek takipçilerini bayanlar... Organik büyüme için emek ve zaman harcamayıp, işe takipçi satın alarak başlayanlar... İnternette gezen haberleri özgünleştirmeden olduğu gibi yayınlayanlar... Sosyal medyadaki iletişim başarısını sadece takipçi sayısı ile ölçenler... Influencer'ın eline ürün tutuşturup, bunun büyük satış getireceğini düşünenler... Her halinden kurgu olduğu anlaşılan, derinlikten yoksun paralı içerik zinciri oluşturanlar... Yanlış. Yanlış. Ve tabiki yanlış. 

Etrafınıza bakın... Sosyal medya ajansı... Dolu. Kurumsal ya da freelance sosyal medyacı... Dolu. Sosyal medyada yer alan marka sayısı... Bi'dolu. 

Gel gelelim sosyal medyayı markalamasının bir parçası olarak gören ve yöneten marka sayısı, bir elin parmakları kadar. 

Tekrar ediyorum... Sosyal medya diye bir şey yoktur. Sosyal yeni nesil bir sıfattır. Tümlecin daha önemli kısmı "Medya"dır. Aslında konu markanız için hedeflerinize uygun dijital içerik üretme işidir. 

İyi hoş da paki sen bu söylediklerini yapabiliyor musun?

Bir... Ben sosyal medya ajansı değilim. İletişim stratejisini bütün olarak gören ve bu yolda sosyal medyadan aktif şekilde yararlanan bir marka ajansıyım. İki... Sosyal medya benim için amaç değil araç. Amaç net... Hizmet sunduğum markalar için rekabetsel avantaj sağlayan algılar oluşturmak. Üç... Hepsini yapamıyorum belki. Ancak yapmam gerektiğinin farkındayım ve bu konuda ısrarcıyım. Birlikte çalıştığımız markaların dijital isteklerini yerine getiriyorum. Ancak her istediklerini yapmıyorum. 

Son olarak gerçekçiyim. Biri bana bize 100.000 takipçi getir dediğinde, o iş öyle olmaz diyorum. Ardından nedenlerini sıralıyorum. Bıkmadan yukarıdaki her maddeyi uzun uzun anlatıyorum. İkna olmuyorsa, ben senin için doğru çözüm ortağı değilim diyorum. 

Demezsem ne olur... 2-3 ay iş yaparım. Ardından kavga eder ayrılırız. Müşterim yılda 2-3 sosyal medya ajansı arasında gezer durur. Bir noktadan sonra da işe olan inancını kaybeder. İnançsız ve güvenini yitirmiş markalar çoğaldıkça.... Olan yine bizlere olur. 

Olmaz demeyin, bir düşünün. 

Bu yazı 6890 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum