Darbelerin Anası: 27 Mayıs
Fazıl OKUR

Fazıl OKUR

Darbelerin Anası: 27 Mayıs

28 Haziran 2020 - 23:04

Türkiye Cumhuriyeti  2.Dünya savaşından sonra çok partili hayata geçmiş ve 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerle ilk defa halkoyu ile yönetim el değiştirmiştir. Tam 10 yıl sonra Cumhuriyet döneminin ilk darbesi  gerçekleşmiştir.

TBMM  geçtiğimiz çarşamba  günü oy birliği ile aldığı bir kararla Yassıada yargılamalarının hukuki dayanaklarını ortadan kaldırdı. Bunun darbelerden çok çekmiş bir ülke olarak sembolik anlamı var, hem de o tarihte yargılanan, idam edilen kişilerin çocuklarının, torunlarının gasp edilen haklarını tekrar arayabilmelerinin yolu açılmış oldu.

27 Mayıs 1960 darbesi uzun yıllar bayram olarak kutlanmıştır maalesef. Yine uzun yıllar bir kesim darbeye darbe diyememiş, “Devrim” gibi olumlu bir anlam yüklenmeye çalışılmıştır. Daha ortada duranlar ise “İhtilal”  inkılap” gibi kavramlar kullanmışlardır.

27 Mayıs için kim ne derse desin olan açık bir biçimde bir darbedir, hem de bir cunta darbesidir. Yani ordu içindeki dar bir klik, bizzat TSK’ya da darbe yapmıştır. Nitekim 27 Mayısdan sonra 30 bin civarında subay ordudan resen emekli edilmiştir.

27 Masyısa darbe diyemeyenler devamında gelen 12 Mart Muhtırasına  (aslında o da darbe) şiddetle tepki  göstermişlerdir. Sonrasında 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan ve nihayet 15 temmuz 2016 darbeleri gelmiştir.
Türkiye’de yapılan tüm darbeler ve muhtıralar kendisine 27 Mayıs’ı örnek almışlardır. O yüzden de Mecliste 27 Mayısın Yassıada’da yaptığı sözde yargılamalarla ilgili kararları kaldıran meclis kararı tartışılırken CHP sözcüsü Engin Altay’ın söylediği  “27 Mayıs bütün kötülüklerin anasıdır” sözü önemlidir. Bu söz elbette ilk defa söylenmiyor. Ancak bu sözün CHP adına kürsüye çıkan bir milletvekili tarafından da dile getirilmesi önemlidir.

Çünkü 27 Mayıs tüm darbelerin anası olmasından daha kötü bir geleneğin de başlangıcı olmuştu. 27 Mayıs darbesine CHP’nin açıkça sahip çıkması, sonrasında 12 Martı AP’nin sahiplenmesine neden olmuştur. Her ne kadar 12 Eylül tüm kesimlerce lanetlense de, devamında 28 Şubat, 27 Nisan ve son olarak 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. O bakımdan Sayın Altay’ın bu çıkışını önemsemek gerekir.

Kendi meşrebimize göre iyi darbe, kötü darbe ayırımı yapmaya devam ettiğimiz için 60 yılda 4 darbe, 1 muhtıra ve son olarak da hem darbe hem işgal girişimi ile yüzleşmek zorunda kaldık. Sonuncusun başarısızlıkla sonuçlanması, onun darbe olmadığı anlamına gelmez. Kaldı ki geçmişte de başarısız darbe girişimleri yok değil.

Talat Aydemir birkaç darbe girişiminde bulunmuş ve hepsinde de başarısız olmuştu.
Ama esas üzerinde durmamız gereken nokta, darbenin iyisi kötüsü olmaz. Darbeler kötüdür. Başarısız olanları da kötüdür.

 Her defasında takım tutar gibi darbe tutma hastalığına duçar olmasaydık, muhtemelen bu kadar tekrar edemezdi darbeler…

Menderes’in idamına alkış tutunalar, 1971’deki idamlar karşısında yas tuttuklarında hiç inandırıcı olamazlar, nitekim olamamışlardır. Yine Menderes’in idamına yas tutanların da 12 Mart idamlarından hiç değilse gizlice memnun olmaları, en hafif ifadesiyle çifte standarttır ve hiçbir inandırıcılık taşımaz.
15 temmuz’a tiyatro demek, ya da darbecilerin  derdest edilmesi için 20 Temmuz’da  ilan edilen OHAL’i asıl darbe olarak görmek, gelecekte darbe hayali kurabilecek olanlara çok ciddi olarak cesaret verir.  O yüzden sayın Altay’ın sözleri ne sebeple söylenmiş olursa olsun önemlidir.

Bütün bu darbeler yaşanırken neler kaybettiğimize de biraz yakından bakalım: 27 Mayıs Türkiye’nin ağır sanayi hamlesini ıskalamasını sağlamıştır. 12 Mart aşırı giden 27 Mayıs’ın düzeltmesi gibidir.  12 Eylül  telekomünikasyon  ve alt yapı hamlelerinde geç kalmasına mal olmuştur. 28 Şubat ile dijital devrimi ıskalamamızın en önemli sebeplerinden biridir.

15 Temmuz ise Türkiye’nin fiilen parçalanması ve Arap baharını yaşayan ülkelerin kaderini paylaşmamız için tezgahlanmıştır.

Tüm darbelerin tezgahçısı olan ABD, biz birbirimizi suçladıkça eminim içten içe seviniyordur.
Bir gün tam bağımsız bir ülke olacaksak, iktidar sadece ve sadece halkoyu ile el değiştirmeye devam etsin istiyorsak tüm darbelerin kötü,  kınanması gereken yüz karası dönemler olduğunu içselleştirmemiz gerekiyor.
 

Bu yazı 2113 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum