Hilal-Haç Mücadelesi ve Ayasofya
Reklam
Fazıl OKUR

Fazıl OKUR

Hilal-Haç Mücadelesi ve Ayasofya

12 Temmuz 2020 - 13:46

Ayasofya hakkında çok şey yazıldı, çizildi. Aradan geçen 86 yıllık süre Türkiye’de Ayasofya’ya duyulan hasretle geçti. Yıllarca Ayasofya’nın neden kapalı olduğu soruldu, sorgulandı. Mitinler yapıldı, paneller, konferanslar düzenlendi, kitaplar, makaleler yazıldı.
Nihayet Danıştay aldığı bir kararla 1934 yılında bakanlar kurulunun Ayasofya’yı müze haline getiren kararını iptal etti. Bu kararla Ayasofya tekrar aslına rücu etmiş oldu.

Peki,  Ayasofya hakkında bunca tartışma neden kaynaklanıyor?

Cevabı hemen verelim: Ayasofya İstanbul’un Türkler tarafından fethinin sembolüdür. İstanbul’un fethi ne kadar önemliyse, Ayasofya’nın fatihinin istediği şekilde olması da o kadar önemlidir. Türklerin tarih boyunca hep uyguladıkları bir gelenekleri vardır. Fethettikleri şehirlerde bulunan en ünlü ve en büyük mabedi, fethin sembolü olarak camiye çevirirler. Bu, fethedilen her yer için istisnasız geçerlidir. İstanbul’un bunun istisnası olması için de hiçbir sebebi yoktur.
1934 yılında muhtemelen içinde bulunulan şartlar gereği yapı, cami olmaktan çıkarılmış ve müze statüsü verilmiştir. Yoğun ekonomik krizlerin yaşandığı, dünya savaşının arifesinde bulunulan bir zamanda diliminde yöneticiler muhakkak bu karardan bir fayda beklemişlerdir. Ancak aradan geçen 86 yıl ve Türkiye’nin geldiği nokta itibariyle, Ayasofya’nın tekrar fethin sembolü olarak tanzim edilmesi gerektiriyordu. Yapılan işlem bundan ibarettir.

Karar üzerine Yunanistan, Rusya, ABD gibi bir takım ülkelerden tepkiler geldiğini görüyoruz. Maalesef batı dünyası her zaman gösterdiği ikiyüzlü tutumu bu konuda terk etmiş değil.  Sözüm ona en sert tepkiyi veren Yunanistan’a bakalım. Lozan anlaşması gereği Batı Trakya’da bulunan Müslüman Türk azınlığın kanuni haklarını gasp eden Yunanistan değil mi? Yine Lozan anlaşmasına aykırı olarak 12 adaları silahlandıran Yunanistan değil mi? Ege’de yine uluslararası anlaşmalara aykırı olarak sürekli kıta sahanlığı problemi çıkaran Yunanistan değil mi?

Bütün bu kanunsuzluklara imza atan Yunanistan nasıl oluyor da, Türk sınırı ve Türk mülkü olduğu üzerinde hiç kimsenin en ufak bir tartışmaya bile giremeyeceği bir konuda tepki verebiliyor? Dediğim gibi gerek Yunanistan, gerekse diğer ülkeler öncelikle kendi çifte standartlarına bakmalılar.

1071’de başlayan bu mücadele hiç bitmedi ve bitmeyecek. Dostluk, ittifak, müttefiklik vb söylemlerin sadece konjonktürel olduğunu onlar da biliyor, biz de biliyoruz. 1092’de başlattıkları haçlı seferlerinin Niğbolu’da sona ermediğini onlar da biliyor, biz de. Haçlı seferleri isim ve şekil değiştirerek hep devam etmiştir.

Balkan savaşı da bir haçlı seferiydi, I.dünya savaşı da. Yunanlıların Anadolu’yu işgal etmeye kalkışmaları da haçlı seferlerinin bir devamıydı. Yunalılar eğer Anadolu’da tutunmayı başarmış olsaydılar camilerimiz yıkmayacaklar mıydı?

İngilizlerin İstanbul’u işgal etmeleri neydi? Amaç Türkleri İstanbul’dan ve Anadolu’dan sökü atmak değil miydi? Başarabilmiş olsaydılar Ayasofya’yı kilise yapmayacaklar mıydı?

1974 Kıbrıs Barış harekatı da bir haçlı katliamına karşı koyuş değil miydi?

“Bütün bunlar geride kaldı, dünya artık medeni bir dünya ve sorunlarını barışçıl yollarla çözmeye çalışıyor, nerden çıkarınız haçlı seferlerini, hilal-haç mücadelesini” mi diyorsunuz?

Biz vazgeçsek de onlar vazgeçmez, biz unutsak da onlar unutmaz.

ABD Irak’a saldırırken gerekçesini Bush ağzından kaçırmamış mıydı?

 Irak’a başlatılan operasyonun haçlı savaşı olduğunu bizzat Bush’un kendisi söylememiş miydi?
Fırsat bulduğunda Irak’a 1995’te Bosna’da yaşanan katliam neydi? Sözüm ona barış gücü olarak gelen Hollandalı askerler, Bosnalıların ellerindeki silahları toplayıp Sırplara vermek suretiyle, Sırpların katliam ve tecavüzlerine yardım ederken,  haçlı değiller miydi?

Afganistan’da, Filistin’de, Suriye’de olanlar nedir? PKK terör örgütünün içinde, Türk ordusuyla silahlı çatışmaya giren Hollandalı, Finlandiyalı, Fransız, İngiliz, İtalyan, İspanyol haydutlar sizce sadece macera peşinde koşturan 3-5 meczup mudur?

Ayasofya’nın cami olması bu mücadelenin simgesidir?  Hilal-Haç mücadelesinin Türkler tarafından kazanılmış bir simgesidir.

I.Dünya savaşıyla kısmen elde ettikleri bu simgeyi kaybetmenin üzüntüsünü yaşamaları şaşılacak bir şey değildir.

Batının 1000 yıllık Türkü Anadolu’dan söküp atma planlarını gerçekleştirme hayallerinin her geçen gün biraz daha zorlaştığının göstergesidir.

Elbette bu mücadele burada bitmeyecek. Değişik usullerle, değişik konularda tekrar tekrar karşımıza çıkacaklar. Tıpkı 1000 yıldır yaptıkları gibi.

Biz de tıpkı 1000 yıldır yaptığımız gibi onlara karşı yapılması gerekeni yapacağız.
 

Bu yazı 3697 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum