Bir Zamanlar Kayseri'de
Gökberk AYTEKİN

Gökberk AYTEKİN

Bir Zamanlar Kayseri'de

26 Nisan 2020 - 02:15

24 Nisan, Ermeni Tehcirinin yıldönümü olarak kabul edilir. Bu hususta pek çok tartışma ve karşılıklı suçlamalar süredursun, ben bu kısır döngüden sıyrılıp konuya farklı bir bakış açısı getirmeye çalışacağım. Bu yazımda 1. Dünya Savaşı öncesi Kayseri nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan Ermeni topluluğunun, Türk toplumuyla olan ortak noktalarından bahsedeceğim. Bu konuda sizlere sunacağım örnekler Doçent Doktor Selma Yel’in ‘Kayseri Bölgesindeki Türkler ve Ermenilerin Sosyo-Kültürel Etkileşim ve Dayanışmasının Sözlü Tarih Yöntemiyle Değerlendirilmesi’ adlı çalışmasından alınmıştır.

Selma Yel Hoca, çalışması için başta Yukarı Talas Mahallesi’nde ikamet etmekte olan 1928 doğumlu Karnik Teke olmak üzere dönemin Kayserili Ermenileri ve onlarla komşuluk etmiş olan birçok kişiyle görüşmüş. Buradan sonra okuyacaklarınız da bu insanlarla gerçekleştirilen röportajlardan. Örneğin Karnik Teke komşuluk ilişkileri hakkında: ‘Besicilik yapardık, Kayseri’deki kasaplara verirdik. 1-2 hafta sonra eksiksiz parayı verirlerdi. Ermeni hakkı yenmez, günahtır derlerdi. Şimdi böyle insanlar kalmadı, dolandırıcılık arttı’. Karnik Teke, inşallahsız konuşmuyor ve akıcı bir Kayseri şivesi kullanıyormuş. ‘Kız ya da oğlan everenler, gelip bizden borç alırlardı, güzün harman sonunda da borçlarını öderlerdi. Hiç vermeyen olmazdı, biz de faiz almazdık.’

Karnik Teke’nin komşusu Kadir Kolsuz ise onun hakkında: ‘Karnik Bey ve babası, bizim tarla ortağımızdır. Buraya beraberce burçak ekiyorduk. Karnik Bey’in babası Sarkis ya da halk arasındaki adıyla Zımbat Ağa, tarlaya bize yemek getirirdi. Yemekleri, özellikle de keteleri çok güzel olurdu. Evimizin et ve kuyruk yağı ihtiyacını onlar karşılar, biz de onlara ihtiyaçları olan arpa, burçak vb. yem gönderirdik. Çünkü ortaktık. Her şeyi fazla fazla gönderirlerdi. Asla ortaklığı suistimal etmediler, biz de etmedik.’

Tüm bunlar dışında yine bu kişiler Ramazan ayında birbirlerini iftar yemeğine davet ettiklerinden, birbirlerinin bayramlarını tebrik etiklerinden ve cenazelerine katılıp acılarını paylaştıklarından bahsetmektedirler. Hatta iki kültürde de vefat edenin kırkıncı gününde dualarla anılma ve sene-i devriyelerde mezar ziyaretleri esnasında şeker vb. dağıtma gibi uygulamalar vardır.

Kayseri kültürüne özgü mantı ve kabak çiçeği dolması gibi yemeklerin her iki mutfakta da yer ettiği görülmektedir.  Hatta röportaj gerçekleştirilen Ermeni Kilisesi başkanı Atik Erkuyumcu: ‘kuru et sizden, çemen bizden, birleştirdik, pastırma çıktı’ diyor.

Aslında 1071 senesinde Anadolu’da Selçuklu hâkimiyetiyle birlikte, beraber yaşamaya başlamış bu iki milletin bunca ortak noktası olmasına şaşmamalı. Belki de asıl şaşılacak durum dokuz buçuk asır sonunda nasıl bu kadar ayrı düşüldüğüdür. İşte bu duruma Karnik Teke ve Atik Erkuyumcuyan’ın ortak olarak vermiş oldukları cevap: ‘Bu işte ne Artin’in ne de Ahmet’in kabahati yok. Yahudi’nin nifakı, İngiliz’in altını, Rus’un silâhı bu iki kardeşi düşman etti.’
 
 

Bu yazı 2224 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Hızır karaca
    1 ay önce
    Teşekkürler hocam