Coronavirüs Nedir? Ne Değildir?
Reklam
Lütfiye Filiz TEPELİ

Lütfiye Filiz TEPELİ

Mavi Eczane

Coronavirüs Nedir? Ne Değildir?

24 Şubat 2020 - 14:55

Son  günlerde  adını  sıkça  duyduğumuz  Corona  virüs  nedir?  Aslında  yeni  çıkan  bir  virüs  değil.  1960 ‘lı  yıllardan  beri  var olan  bir  virüstür.  Solunum , sindirim  ve  boşaltım  organlarını  etkilemektedir.  Hayvanlarda  sıklıkla  görülen  bu  virüsün  yol  açtığı  hastalığı , hayvanlar  kolaylıkla  atlatabilmektedir.  Peki  bu  virüs  yıllardır  var olmasına  rağmen  neden  şu anda  bu  kadar  tehlikeli  bir  boyuta  geldi ?  Sorun  Corona  virüsün  mutasyona  uğramasından  kaynaklanıyor.  Bir  hayvanda  bulunurken  hastalık  oluşturmayan  virüs  kendisini  tanımayan  insan  organizmasına  girince  tehlikeli hale  gelebiliyor.

 
Dünya  Sağlık  Örgütü  (WHO)  31  Aralık  2019  da  Çin ‘ in  Wuhan  şehrinde  ilk  olarak  ortaya  çıkan  Corona virüse 2019n CoV  veya  daha bilinen  şekliyle   Covid-19 olarak  spesifik  bir  ad vermiştir.  Bu  görülen  ilk  Corona  virüs  salgını  değil  aslında.  Bunlardan  ilki    SARS-Cov  adıyla  2003  yılında  yine  Çin de  ilk  olarak  yarasalardan  misk  kedisine  ve  buradan da  insanlara  bulaştığı  düşünülen  virüstür.  Yaklaşık  8000 kişi  bu  virüsten  etkilenmiş  ve  774  kişi  hayatını  kaybetmiştir.  Bir  diğer  Corona  virüs  salgını  MERS-Cov  adıyla  bilinen  salgındır.  İlk  defa  2012  yılında  Suudi  Arabistan da  başlamıştır.  Deveden  insana  bulaştığı  tahmin  edilmektedir.  Bu  salgında  da  791  kişi  hayatını  kaybetmiştir. 

 
Gelelim  hepimizi  korkutan  Covid-19  isimli  virüse.  Bu virüsünde  SARS  ve  MERS  gibi  zootonik  kaynaklı  olduğu,  yani  hayvanlardan  insanlara  geçtiği  düşünülmektedir.  Bu  virüsün  büyük  ihtimalle,  deniz  ürünleri  ve  vahşi  hayvan  ürünlerinin  satıldığı  bir  pazardan  insanlara  bulaştığı  sanılmaktadır.  Ortalama inkübasyon  süresi  ve  dış  ortamda  ne  kadar  süre  canlı  kalabileceği  ile  ilgili  yeterli  bilgi  maalesef yok.

 
Şu  an  için, Covid-19 vakası   Çin  haricinde  21  ülkede  daha  görülmüştür. Etkilenen  kişi  sayısı  ben  bu  yazıyı  yazarken  80  bin civarındaydı. Ancak  hızla  yayıldığı  için  rakamlarla  konuşmak  yanıltıcı  olabilir.  Türkiye’ de  bilinen  bir  vaka  yoktur. Ancak  salgının   İran  sınırına  kadar  dayanmış  olması  haliyle  tedirgin  ediyor. 


Peki  bu  hastalığın  belirtileri  nelerdir? 

Ateş , halsizlik , baş  ağrısı ,boğaz  ağrısı ,  iştahsızlık , öksürük , nezle , bulantı , kusma , ishal.   Daha  ciddi  vakalarda pnömoni ( zatürre) ve  böbrek  yetmezliği  gelişebilir.  Yani  normal  gribal  enfeksiyondan  farklı  bir  belirti  göstermiyor.  Bu  nedenle  hemen  paniye  kapılmamak  ama  bir  taraftan da  riske  atmadan  bir  sağlık  kuruluşuna  başvurmak  gerekiyor.  Şu  an  bu  hastalığı  tedavi  edecek  bir  antiviral  bir  ilaç  bulunmuyor.  Diğer  Corona  virüs  vakalarında  kullanılan  antiviral  ilaçlar  denenmiş  ancak  olumlu  sonuç  alınamamıştır.  Şu  anki  tedavi  tamamen  semptomlara  yöneliktir.    Viral  bir  enfeksiyon  olduğu  için  antibiyotik  kullanımı  etkisizdir.  Ancak  viral  duruma  ek  olarak  gelişen  ikincil  bir  enfeksiyon  varsa  doktorunuzun  önerisi  ile  antibiyotik  kullanabilirsiniz.
 

Peki  korunmak  için  ne  gibi  tedbirler  alınabilir? 

 Mümkün  olduğunca  kalabalık  ortamlarda  bulunmamak  ilk  önlem.  Ama iş  ve sosyal  hayat  dahilinde  pek  kolay  bir şey  değil.  O  nedenle  uygulanabilir  en  önemli  tedbir  elleri  sık  sık  ve  çok  iyi  bir  şekilde  alkol  bazlı  dezenfektan  veya  sabun  ile  temizlemektir .  Elleri  yıkamadan  ağız, burun ve  göz  ile  temastan  kaçınmalıyız.  Öksürürken , hapşırırken  ağız  ve burun  dirseğin  iç  kısmı veya  mendil  ile sıkıca  kapatılmalı  ve  kullanılan  mendil  atılmalıdır. Kalabalık  ortamlarda  maske  takmak   bir  önlem  olabilir.  Sağlıklı  bir  yaşam  tarzı  ,  dengeli  beslenmek  bol  miktarda  sıvı  tüketmek  bağışıklık  sistemimizi  güçlü  tutmak  zorundayız. 

 
Daha  keyifli  bir  konu  hakkında  yazarak  başlamak  isterdim .  Ancak  gündem  bu  kadar  önemli  bir  salgınla  doluyken  başka  bir  konuda  yazmak  mantıklı  gelmedi.  Bir  sonraki  yazımda  bağışıklık  sistemimizi  güçlendirecek  bitkisel  desteklerden ,  aromaterapötik  yağlardan  bahsetmek  istiyorum.  


Modern  tıbbın  tek  başına  yeterli  gelmediği  zamanlarda  geleneksel  ve  tamamlayıcı  tedavileri  göz ardı  etmemek  gereklidir  diye  düşünüyorum.  Sağlıklı  günler  diliyorum.
 

Bu yazı 4882 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Hicret yarali
    1 ay önce
    Cok guzel.bir yazi tebrikler
  • Zekiye Aslangiray
    1 ay önce
    Bu konuda yeterli bilgilere sahip olduk. Çok çok teşekkürler. Canım kızım. Ellerine sağlık..