Kayseri Gastronomi Turizmi Çalıştayı'nın Ardından!
Reklam
Özlem ÖZGEN

Özlem ÖZGEN

Kayseri Gastronomi Turizmi Çalıştayı'nın Ardından!

02 Aralık 2019 - 10:40

Tarih boyunca yemek, insanların kendilerini ifade etmeleri, iletişim kurmaları ve diğer topluluklara kendi kültürlerini aktarmanın en etkili ifadesi oldu. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de gastronomiye olan ilgi gün geçtikçe artıyor.  Siyasetten, ekonomiye kadar hayatın her alanında kendisine yeni gastro mekânlar oluşturmayı başaran yemek kültürü, dijital iletişimin yaygınlaşmasıyla yirmi birinci yüzyıl itibarıyla seyirlik bir gösteri hâline gelmeye başladı.

Gastronomi ile turizm ilişkisi zaman içerisinde gastronomi turizminin gelişmesine zemin hazırlar.  Gastronomi turizmi, turistin tatil deneyiminde kültürel ve yerel tatları, kokuları ve dokuları tanıma ve yaşama olanağı sunarak onlara benzersiz bir yiyecek ve içecek deneyimi sağlayan bir turizm modeli olma yanında bir bölgenin kültürel kimliğini ve mirasını yansıtarak, o bölgeye rekabet avantajı sağlar.



Adnan Şahin’in tanımıyla "Lezzet en basit şekli ile lezzeti oluşturan ürünlerin yetiştirildiği toprakları tanımaktan başlar; saklama incelikleri, pişirme usulleri ile yemeğin tabakta sunuluşu ve o yemek için kurulan sofra ile son bulur."

Günümüzden yaklaşık altı bin yıl önce yerleşim yeri olmuş, çok geniş bir Neolitik Çağ ve Kalkolitik Çağ yerleşim yerinden, yani iki bin yıl kesintisiz iskân edilmiş ve kentleşme evresi yaşayan ilk tarımcı toplulukların yaşam yerlerinden biri olan Kayseri ve üzerinde binlerce yılda oluşturan mutfak zenginliği farkında olmamız gereken çok önemli kültürel değerlerimizden.

Kayseri’de mutfak yabancılara karşı cömertliğin, konukseverliğin simgesidir. Yani Kayseri’de mutfak insanları doyurmanın çok ötesindedir. Elbette zengin bir yemek kültürüne sahip olan Kayseri’de birçok farklı lezzetler var. Kayseri mutfağının en önemli lezzetleri sucuk, pastırma ve mantı; ancak Kayseri mutfağı sadece bunlardan ibaret değil.  Su böreği, Tandır böreği, Kuru börek,   Yağlama Şebit,  Yağ Mantısı, Peynir Mantısı, Güveç,  Kovalama, Kurşun aşı,  Fırın ağzı, Pöç’de en çok bilinen lezzetlerden.  Kayseri mutfağının tatlıları arasında ise başta nevzine olmak üzere oklava baklavası, açma baklava, güllü baklava, kamış baklava, fincan ağzı, un helvası, tel teli (pişmaniye), dut pekmezi, aside ve incir dolması yer alır. Kent yaşamı bu özel lezzetlerin büyük bir kısmını yok olmakla karşı karşıya getirmiş; ancak Kayseri'nin yöresel yemekleri bu değişimden çok fazla etkilenmeden geleneksel tat ve lezzetlerle sofraları süslemeye devam etmekte.
 
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Erciyes’teki yatırımlarıyla kış turizminin en önemli merkezlerinden birisi haline gelen Kayseri; doğa turizmi, balon turizmi, sağlık turizmi, inanç turizmi, kültür turizmi ve gastronomi turizmi gibi konularda da dünyaya açılmayı hedefliyor. Kayseri’yi her yönüyle turizm şehri haline getirmek için farklı turizm alanlarında çalışmalar yapan Kayseri Büyükşehir Belediyesi bu çalışmalardan birisi olan Gastronomi Turizmi Çalıştayı’nı 16-17 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirdi. Mutfak kültürü yaşamın kendisidir. Kayseri’de binlerce yıldan bu zamana var olmuş kültürlerin yaşam biçimlerine mutfak penceresinden bakabilmek için Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen çalıştayda özel konuklar, araştırmacılar, profesyonel şefler yiyecek ve içecek dünyasının tanınmış isimleri, mutfak yazarları sadeliğin ve emeğin ürünü olan Kayseri mutfak kültürünün izini sürmek maksadıyla bir araya geldi. Kayseri Gastronomi Turizmi Çalıştayı, kentin gastronomi turizminde yükselen bir destinasyon olması adına hayata geçirilen ilk adım aslında. İçeriği Türkiye’nin gastronomi alanındaki tek ajansı olan Logos İletişim tarafından hazırlanan ve iki gün süren etkinlikte Sahrap Soysal, Cüneyt Asan, Murat Bozok, Eyüp Kemal Sevinç, Yunus Emre Akkor, Ebru Baybara Demir gibi ülkemizin gastronomi alanında en önemli şefleri; Adnan Şahin, Faruk Şuyun, Osman Serim, Filiz Hösükoğlu, Zeynep Kakınç, Reha Tartıcı, Ahmet Örs gibi alanında uzman konuşmacılar ve gazeteciler yer aldı.

Çalıştaytaki en önemli isimlerden biriydi kuşkusuz Cüneyt ASAN… Hayatı sıfırdan zirveye katıksız bir başarı öyküsü. “Hikâyen yoksa hikaye olursun “ diyen, çalıştay boyunca gittiği her yerde var olduğunu hissettiren Gerçek bir Kahraman. İnsanın varlığını hissettirmediği takdirde kendi değerini de fark edemeyeceğini, dolayısıyla yolda kalacağını düşünüyor.

Çalışmak, çalışmak, çalışmak. İşte bütün mesele bu... Emeğin hakka dönüşmesidir benim hikâyem. O kadar sevdim ki ben bu işi, olması gerekiyordu. İlahi sistem çok iyi çalışır. İlahi sistem her şeyi görür, duyar. Bu kadar çabanın karşılığı mutlaka gelir. Aksi işin doğasına aykırı. Çok istiyorsan asla vazgeçmeyeceksin. Elde edince de kıymetini bileceksin..." diyor.



Gerçek kahramanlar yolları boyunca karşılaştıkları her şeyle etkileşim halinde olurlar ve etkileşim halinde oldukları her şey hayatımızın adımlarını daha da güzelleştirir. Cüneyt Asan'ın insan olarak başka birine bir şeyi gördürtme ve hissettirme yeteneği var bence… Bir araya gelip aynı mekânda daha güzel bir gelecek için hayal kurmayı sağlayarak, şansa ve tesadüflere inanmayan yapısıyla işini severek yapmayı ve en çok da çok çalışmayı tembihleyerek. Hikâyesi ve bilgisi ile korkularımıza dokunarak, neden korktuğumuzu görmemizi; yani korkunun ötesini göstererek eyleme geçmemizi sağlayabiliyor.

Kayseri Gastronomi Turizmi Çalıştayı’nda ortaya çıkan ortak görüşler;

Gastronomik mirasın envanterinin çıkartılması,
Gastronomik ürünler, üreticiler ve geleneksel artizan gıda sektörüne yönelik çalışmalar,
Turizm sektörünün kapasite (ikram ve konaklama) analizinin yapılması,
Nitelikli gastronomik ürün ticaretinin geliştirilmesi,
Gastronomik kültürü yaymak için sürdürülebilir tanıtım etkinlikleri ve aktiviteler düzenlenmesi,
Gastronomik eğitim için mekânlar oluşturulması,
Gastronomik araştırma ve eğitim merkezleri kurulması olarak özetlenebilir.
Yapılan tüm bu çalışmaların, ortaya konan çabaların sonuçlarının doğru bir yol haritası ile ileride alınabileceğine inanıyorum.
 
Geleneğe dayandırmadığımız hiçbir değer gelecekte yer bulamaz. Kıymetli bir geçmişle günümüze kadar gelen bu zengin mutfak kültürüne sahip çıkmalıyız. Özden ayrılmadan, modernleşerek, kendimizi yenileyerek yerel ürünlerimizle geleneksel mutfakta yeni hikâyeler yazmamız gerekiyor. Gelenekten kopmamızın bedelini çocuklarımız ödememeli. En çok da bunun için Kayseri kültürleri ve kimliğinin farklı disiplinlerde ele alarak, içinde bulunduğumuz zamana doğru yapılacak yolculuk; Kayseri’yi daha iyi anlamak konusunda belirleyici olacaktır. Kayseri Mantı, Pastırma ve Erciyes ile kendini sınırlamış. Hâlbuki bu coğrafya çok özel ürünler ve farklı kültürel varlıklar ile kendisini çeşitlendirebilir. Kayseri mutfak zenginliği, kış turizmi potansiyeli, doğal güzellikleri ile ülkemizin turizm bağlamındaki yükselen yıldızlarından olması gerekir.

Kayseri’de gerçekleştirilecek bir “gastronomi, kültür sanat ve kış sporları festivali” başlığı altındaki tanıtım çalışmalarıyla yerel ve ulusal çerçevede başlatılacak bir hareket, uluslararası boyuta da taşınarak Kayseri’nin tüm dünyaya tanıtılması sağlayabilir.

BuImak istersen, yeni bir yoI mutIaka vardır.
 

Bu yazı 44348 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum