Türkiye'de Eğitim
Reklam
Reklam
Sultan ÖZ

Sultan ÖZ

Türkiye'de Eğitim

27 Ocak 2021 - 10:53

Hepimizin can yarası olan bir konuya değineceğim.

Konu: Eğitim.

Biliyorum eğitim diyince çoğumuz yakınıyoruz Türkiye'nin eğitim sisteminden. Ama düzeltme yoluna gidilemiyor bir türlü.

Peki bir ülkede önemli olan, gelişmişlik düzeyinin birinci şartı eğitim değil de nedir?

Peki neden eğitimi düzeltme yoluna gidemiyoruz?

Bu soruların cevaplarını elbette hepimiz  merak ediyoruzdur. Ülkenin refah seviyesinden tutun, Avrupa siyasetine kadar birçok konuda önemli olan eğitime harcanması gereken bütçeyi yol,köprü vb şeylere harcıyoruz. Onlar önemsiz demiyorum ama onlar ülkeyi geliştiriyorsa eğitim de insanı geliştiriyor. Düşündüğümüz zaman insanı gelişen bir toplumun ülkesi zaten gelişir. Bir iskandinav ülkesi olan  Finlandiya' yı çoğumuz duymuşuzdur. Eğitimde birinci seviye ülkelerden gelir. Ülke aynı zamanda Covid 19 virüsüne karşıda büyük bir başarı gösterdi. Peki bu insanlar ne yapıyor da eğitim seviyeleri ve ülkeleri bu kadar iyi. Bunu daha iyi anlayabilmek için ülkemiz ve Finlandya arasında ki bazı farklara bakmak gerekiyor. Öncelik olarak söylemek gerekirse Finlandiya'da çocuklara ödev verilmiyor yani Finlandiya'da akşamları çocuğunun proje ödevi için kartona boncuk dizen veli yok. Öğrenmenin yeri okuldur anlayışı hüküm sürüyor.

Türkiye'de "hiçbir şey olamazsa öğretmen olsun." Diye bir söz hakim. Sınavdan geçer not almak öğretmen olmak için yeterli ama Finlandiya'da öyle bir şey yok, öğretmen olmak için üç dereceli bir sınava tabi tutuluyorlar ve master yapmak zorundalar. Öğretmen kalitesi olmazsa öğrencilerden bir şey öğrenmesini bekleyemeyiz değil mi? Türkiye'de ki asıl sorunun başı burdan geliyor bence. Öğretmene gereken değer verilmiyor. Binlerce atamayı bekleyen öğretmen var ve öğretmen maaşları malesef özel eğitim kurumlarında  düşük bu yüzden öğretmenler ek iş yapmak zorunda kalıyor.( Hangimizin maaşı yüksek ki dediğinizi duyar gibiyim. Orası da ayrı bir konu tabi ki.) Finlandiya'da ise öğretmen maaşları gereken şeylerini karşılamaya yetiyor da artıyor bile.

Finlandiya'da öğrenciler yerlerinde oturuyor ve konuşmuyorsa , düşüncelerini dile getirmekten çekiniyorsa o öğretmen soruşturmaya alınıyor, Türkiye'de ise durum çok farklı; öğrenciler yerlerinde oturmalı ve asla gürültü yapmamalı. Böyle bir düzende öğrencinin aktif olmasını nasıl bekleyebiliriz?

Türkiye'de öğrencilerin evi okula birkaç sokak ötede olsa bile servisle gidiyorlar ama Finlandiya'da çocuklar okula bisikletle veya yürüyerek gidiyor ve olağanüstü bir durum olmadıkça veliler yanlarında gelmiyor. Böylece çocuğun sorumluluk alma duyusu gelişiyor.

Finlandiya'da okulda hizmetli yok tüm işi öğrenciler ve öğretmenler kendi aralarında paylaşıp yapıyorlar. Bizde böyle bir durum olsa ertesi gün bazı öğrencilerin velileri, ben çocuğuma evde iş yaptırmıyorum okulda nasıl yapar? diye olay çıkaranların olacağına  eminim.

Türkiye'de ders saatleri günlük en az 8 saat ve bu saatin yetmediği düşünüldüğü için ek ders vb ilaveler 10 11 saati bulabiliyor. Finlandiya'da ise 4 saati geçmiyor.

Gelelim beslenme konusuna Finlandiya'da kantinlerde su, süt ve meyveden başka bir şey yok. Bizdeyse işin suyu çıkmış durumda. Her teneffüs fıstıklı çikolata yiyen çocuğu 8 saat sıranın başında tutmak öğretmenler için büyük bir imtihan.

Eminim ki farklar daha da fazladır  ama gördüğümüz üzere bizim ve Finlandiya' nın eğitim sistemi birbirinden çok farklı. Sanırım tek ortak noktamız okul kurumlarının olması. Bu farkları görüp neden geliştirmeye çalışmıyoruz? Bu konuda yetkili kişilerin artık icraata geçmesini rica ediyorum. Öğretmenlere gereken değerin verilmesini, sınavlarla alınırken puanların yüksek tutulmasını (bu sayede atanamayan öğretmen sorunun da azalacağını düşünüyorum) temenni ediyorum.

Ülkeyi gençlere emanet etmek istiyoruz ama yetiştiremediğimiz bir gençlikten ülkeye hangi faydasını bekliyoruz. Ezbere dayalı eğitim sisteminden vazgeçmemiz gerekiyor artık. Öğrencilerin aktif olarak faaliyet gösterebileceği baskı ve uzun ders saatlerinden uzak bir eğitim sistemi istiyoruz. Lütfen artık kendi içimize dönelim. Altından da binalar yapsak bize kıymeti verecek olan o binanın içindekilerdir. Binanın dışı, gidilecek yol değildir.

Sağlıcakla kalın.

Bu yazı 12100 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Nehir
    1 ay önce
    Çok kaliteli bir yazı olmuş sultan hanim.kaleminize sağlık.
  • Dilek Turna
    1 ay önce
    Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş umarım biz de o zamanları görürüz
  • Selin
    1 ay önce
    Çok haklısınız. Keşke bir an önce eğitim sistemimiz düzelse belki de o zaman her şey daha güzel olur. Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir gelecek..
  • Deniz Kalkanoğlu
    1 ay önce
    Gerçekten çok bilgilendirici bir yazı olmuş Sultan Hanım. Kaleminize sağlık