Böhürler, yazısında uzun yıllar boyunca büyük acılara neden olan bir meselenin, müzakere ve sulh yoluyla çözülmesinin hem Türkiye hem de bölge halkları açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Ölümü değil yaşamı güçlendiren bir tercihin yapıldığını vurgulayan Böhürler, bu süreçte kullanılan dilin de belirleyici olduğuna dikkat çekerek “birbirimizden esirgemeyeceğimiz en önemli şey şefkat dili olmalı” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmaya atıfta bulunan Böhürler, Cumhurbaşkanı’nın sergilediği hassasiyetin barışa ve kardeşliğe katkı sunma konusunda herkesi sorumluluk almaya çağırdığını belirtti. Erdoğan’ın konuşmasında haysiyetli ve onurlu bir dil kullandığını vurgulayan Böhürler, bunun sürecin ruhunu yansıttığını kaydetti.
Yazısında, 2011’den bu yana YPG/PYD adıyla bilinen ve bünyesinde PKK unsurları barındıran Suriye Silahlı Kürt güçlerinin merkezi yönetime entegre olmayı reddetmesiyle başlayan krizin, yine aynı noktada sona erdiğini ifade eden Böhürler, bu sürecin ulusal ve uluslararası birçok “efsane ve komplo teorisini” boşa çıkardığını savundu.
Türkiye’nin sessiz ve stratejik bir akılla hareket ettiğini belirten Böhürler, yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen sahadaki gerçekliğe dayalı kusursuz bir analizle sonuca ulaşıldığını dile getirdi. Anlaşma kapsamında SDG’nin özerk silahlı bir yapı olmaktan çıkarak savaşçılarının bireysel olarak Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına entegre edileceğini aktaran Böhürler, Doğu Suriye’deki petrol ve doğalgaz sahalarının kontrolünün de Şam yönetimine devredileceğini belirtti.
Böhürler ayrıca, sınır geçişlerinin Suriye ordusuna bırakılacağını, Suriyeli olmayan PKK mensuplarının ise sınır dışı edileceğini ifade ederek, bu gelişmelerin Türkiye sınırında PKK yanlısı bir yapı ihtimalini tamamen ortadan kaldırdığını kaydetti.
Yazısında iç siyasete de değinen Böhürler, bu anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yürütülen barış sürecinin önündeki son engelleri kaldırma potansiyeli taşıdığını belirtti. Suriye dosyasının çözülmesiyle birlikte hükümet ile PKK arasında silahsızlanma ve yeniden entegrasyon konularında yeni bir sürecin başlayabileceğini ifade etti.
Böhürler, Abdullah Öcalan’ın uzun süredir yaptığı barış çağrılarının da yaşanan gelişmelerle birlikte daha gerçekçi bir zemine oturduğunu savunurken, Kandil yönetiminin dağılma çağrılarına uymaktan başka seçeneği kalmadığını ileri sürdü.
Yazısının sonunda muhalefete de eleştiriler yönelten Böhürler, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in gündemi yakalayamadığını belirterek, “İnsan iktidar da olsa kalibresinden gurur duyduğu bir muhalefeti arzu ediyor” ifadelerini kullandı.
Yorumlar
Kalan Karakter: