“E-İmza Kişiye Özel, Peki Nasıl Kullanıldı?”
Ağaşe’nin ilk ve en net sorusu şu:
E-imza size aitse, başka birinin bunu kullanmasına nasıl izin verildi?
Şifrenizi paylaştınız mı? Paylaştıysanız bu açık bir güvenlik ihlali değil mi?
“Bir Sekreter Tıbbi Tanı Yazabilir mi?”
Dosyada yer alan çelişkili raporlar üzerinden yöneltilen sorular daha da çarpıcı:
Negatif çıkan laboratuvar sonuçları, kim tarafından pozitife çevrildi?
Bir sekreterin, “AML + FLT3-ITD pozitif” gibi uzmanlık gerektiren bir teşhisi yazması mümkün mü?
Bu raporlar hazırlanırken hiç mi doktor kontrolü olmadı?
“Aylarca Süren Reçeteleri Hiç mi Görmediniz?”
İddialara göre aynı hastalar adına defalarca yüksek maliyetli ilaçlar yazıldı.
Ağaşe bu noktada şu soruları yöneltiyor:
Kendi adınıza düzenlenen reçeteleri hiç mi takip etmediniz?
Sistem üzerinden geçen bu kadar işlem hiç mi dikkatinizi çekmedi?
“Bu Sadece Sekreterin Yapabileceği Bir İş mi?”
Belki de en kritik soru şu:
Bir sekreter, tek başına hem e-imzaya erişip hem de tıbbi raporları düzenleyip, yüksek maliyetli ilaçları sisteme sokabilecek böylesine organize bir süreci yönetebilir mi?
“Sorumluluktan Kaçış mı, Gerçek Mağduriyet mi?”
Doktorlar kendilerini “mağdur” olarak tanımlasa da, Ağaşe’ye göre kamuoyunun ikna olması için bu soruların net yanıt bulması gerekiyor:
Eğer siz de mağdursanız, bu süreç nasıl sizin bilginiz dışında ilerledi?
Bu kadar kritik bir sistemde, hiç mi denetim mekanizması yoktu?
“E-İmzayı Kullandığı İddia Edilen Sekreter Nerede?”
Gündeme gelen en yeni ve en kritik sorulardan biri ise doğrudan iddiaların merkezindeki isimle ilgili:
E-imzayı kullandığı iddia edilen sekreter şu an nerede?
Hakkında idari ya da adli bir işlem yapıldı mı?
Hâlâ aynı hastanede görev yapıyor mu?
Eğer görevine devam ediyorsa, bu durum kamu güveni açısından nasıl açıklanıyor?
Son Söz
Gazeteci Yusuf Ağaşe’nin yönelttiği bu sorular, dosyanın en tartışmalı noktasını gözler önüne seriyor:
E-imza gerçekten izinsiz mi kullanıldı, yoksa bu savunma daha büyük bir sorumluluğun üzerini örtmeye mi çalışıyor?
Soruşturma derinleştikçe, bu soruların yanıtı yalnızca adli sürecin değil, kamu vicdanının da en önemli konusu olmaya devam edecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: