Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan dilekçede; görevi kötüye kullanma, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve meslek kurallarına aykırı davranış iddialarına yer verildi.
Horoz, tek bir hukuki uyuşmazlığın dört ayrı davaya bölündüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Aynı taşınmaz, aynı taraflar ve aynı uyuşmazlık olmasına rağmen neden dört ayrı dava açıldı? Amaç gerçekten hukuki hak aramak mıydı, yoksa dört ayrı vekalet ücreti almak mıydı? Mahkemeler daha sonra bu dosyaları birleştirmek zorunda kaldı. Bu durum bile yapılan işlemin gereksiz olduğunu ortaya koyuyor."
"Müvekkillerin haberi olmadan suç duyurusu yapıldı mı?"
Horoz, avukatın müvekkillerinin yaşlılık ve yurt dışında bulunmalarını fırsata çevirdiğini öne sürerek şu soruları yöneltti:
"Müvekkiller gerçekten hakkımda yapılan suç duyurusundan haberdar mıydı? Kendileriyle görüştüğümde 'Biz böyle bir süreçten haberimiz yoktu, bilseydik sulh olurduk' dediler. Eğer bu doğruysa, onların bilgisi ve rızası olmadan neden işlem yapıldı?"
"Kiracı olduğumu biliyorlardı"
İlker Horoz, yıllarca kira ödeyerek kullandığı taşınmazla ilgili mülk sahiplerinin durumdan haberdar olduğunu ileri sürdü.
"Asıl kira ödediğim kişi İ.Y.'nin vefatından sonra diğer mülk sahipleri binaya geldi. Kiracı olduğumu biliyorlardı. Hatta yaptığım yatırımlar ve binayı yaşanabilir hale getirdiğim için bana teşekkür ettiler. Buna rağmen daha sonra avukata vekalet vererek mahkemeye kiracı olduğumu bilmedikleri yönünde beyanda bulundular. Bu çelişkinin araştırılmasını istiyorum."
"Kira ödemek isterken neden engellendim?"
Horoz, dava sürecinde oluşan kira bedellerini ödemek istediğini ancak buna izin verilmediğini öne sürdü.
"Borcumu ödemek istedim. Defalarca ödeme teklifinde bulundum. Peki neden bana hesap numarası verilmedi? Müvekkillere neden İBAN bilgilerini paylaşmamaları yönünde telkinde bulunuldu? Amaç alacağı tahsil etmek miydi, yoksa yeni davalar açıp yeni vekalet ücretleri elde etmek miydi?"
Horoz, bu nedenle Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde Tevdi Yeri Tayini davası açmak zorunda kaldığını belirtti.
"Basit bir tespit için neden Özel Harekat gönderildi?"
Suç duyurusundaki en dikkat çekici iddialardan biri ise iş yerine yapılan adres tespiti sırasında yaşananlar oldu.
Horoz şu ifadeleri kullandı:
"Sadece adreste kimlerin bulunduğunun tespiti için neden Özel Harekat Polisleri görevlendirildi? İş yerim bir organize suç örgütü merkezi gibi mi gösterildi? Benim ve çalışanlarımın tehlikeli kişiler olduğuna dair adli makamlara hangi bilgiler verildi? Bu durum ticari itibarımı kim telafi edecek?"
"TOKİ rezidanslarından bile yüksek değer belirlendi"
Dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporuna da tepki gösteren Horoz, taşınmaza gerçek piyasa koşullarının üzerinde değer biçildiğini iddia etti.
"Harabe durumdaki bir bina için TOKİ'nin yaptığı yeni rezidanslardan bile daha yüksek değer belirlendi. Avukatlık ücretleri de bu bedel üzerinden hesaplandı. Bilirkişi raporuna itiraz etmeme rağmen dosya yeniden bilirkişiye gönderilmedi. Bunun da araştırılmasını istiyorum."
"Hukuk baskı ve gelir aracına dönüştürüldü"
Horoz, avukatın hukuki süreci adalet amacıyla değil, maddi kazanç elde etmek amacıyla kullandığını öne sürerek şunları söyledi:
"Benim kanaatime göre hukuk, baskı ve gelir kapısı haline getirildi. Tek amaç adalet değil, daha fazla vekalet ücreti elde etmekti. Hukuk bilgisi karşı tarafı yıldırmak ve ekonomik baskı kurmak için kullanılmamalıdır."
"Örgütlü bir soygun çetesiyle karşı karşıyayım"
Yaşadığı sürecin kendisini derinden etkilediğini ifade eden Horoz, kamuoyuna da çağrıda bulundu.
"Kendimi adeta örgütlü bir soygun çetesiyle karşı karşıya hissediyorum. Almanya'da, İstanbul'da, Antalya'da yaşayan, Çeşme'de hayat süren insanlar, yıllarca harabe halde duran binalarına milyarlarca lira harcayıp yaşanabilir hale getiren kişiyi, işleri bitince adeta çöp poşeti gibi bir kenara atıyor. Emeğimin ve hukuki haklarımın korunmasını istiyorum."
"Kamuoyu bana sahip çıksın"
Yaşadığı mağduriyetin kamuoyu tarafından bilinmesini istediğini belirten Horoz, şu çağrıyı yaptı:
"Ben yalnızca hakkımı arıyorum. Kamuoyunun yaşadığım mağduriyeti görmesini ve bana destek olmasını istiyorum."
"Cumhuriyet Savcılığı gerçeği ortaya çıkaracaktır"
Türk yargısına güvendiğini belirten Horoz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Türk hukukuna güveniyorum. İlahi adaletin de tecelli edeceğine inanıyorum. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tüm bu iddiaları titizlikle araştırarak gerçeği ortaya çıkaracağına olan inancım tamdır."
Horoz, suç duyurusunda avukat Mehmet Özdemir hakkında gerekli soruşturmanın yürütülmesini, kamu davası açılmasını ve ayrıca disiplin yönünden değerlendirilmesi amacıyla dosyanın ilgili baroya ve Türkiye Barolar Birliği'ne gönderilmesini talep etti.
Not: Bu haberde yer alan iddialar, İlker Horoz'un Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunduğu suç duyurusu dilekçesi ile kamuoyuna yaptığı açıklamalara dayanmaktadır. Şikâyet edilen avukat ve adı geçen diğer kişilerin iddialara ilişkin açıklamaları bulunması halinde haber güncellenecektir. Bu iddialar hakkında adli süreç devam etmektedir.
Yorumlar
Kalan Karakter: