Dava, Kayseri Adliyesi 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı. Aralarında eczacı ve eczane kalfalarının bulunduğu sanıklar, kanser hastaları adına düzenlenen rapor ve e-reçeteler üzerinden yüksek maliyetli kanser ilaçlarının usulsüz temin edildiği iddialarıyla hakim karşısına çıktı. Sanıklardan birisi mazeret bildirerek duruşmaya katılmazken, adına sahte reçete düzenlendiğini öne süren Cafer Bıyıklı da salonda hazır bulundu.
“E-reçeteleri biz oluşturmadık” savunması
Sanık ifadelerinde ortak savunma, e-reçete ve raporların kendileri tarafından düzenlenmediği yönünde oldu. Eczacılar, reçetelerin sisteme çoğunlukla kalfalar tarafından girildiğini belirtirken; kalfalar ise yüksek bedelli ilaçların eczacı onayı olmadan işleme alınmasının mümkün olmadığını ifade etti.
Sanıklar ayrıca sistemin işleyişini anlatarak, “E-reçete ve raporları doktorlar düzenler. Bu belgelerde profesörlerin ve başhekimin onayı bulunur. Biz yalnızca SUT kurallarına uygunluğunu kontrol eder, ardından ilacı temin ederiz” dedi.
İlaçları kimin aldığı netleşmedi
Duruşmada dikkat çeken bir diğer nokta ise ilaçların kim tarafından teslim alındığına dair çelişkili ifadeler oldu. Bazı sanıklar, ilaçların eczane kalfaları tarafından teslim alındığını bazıları ise hastanede hastane görevlilerini teslim ettiklerini öne sürerken, Erciyes Üniversitesi bünyesinde görevli bir sekreterin doktorların elektronik imzalarını kullanarak sahte reçete ve rapor düzenlediği iddiası da dile getirildi.
“Adıma bir yıl ilaç alınmış”
Mağdur olduğunu belirten Cafer Bıyıklı ise ifadesinde, “Benim adıma yaklaşık bir yıl boyunca bu ilaçlar temin edilmiş. Defalarca SGK ve CİMER’e başvurdum. İlaçlar bana hiç ulaşmadı, başkaları tarafından alınıp satıldı. İsmi geçen eczaneleri tanımam yerlerini bile bilmiyorum” diyerek şikayetçi olduğunu söyledi.
Avukatlardan “eczacılar sorumlu tutulamaz” savunması
Sanık avukatları, suçlamaların hukuki dayanağının zayıf olduğunu savunarak, resmi evrakta sahteciliğin eczacılar tarafından yapılamayacağını ileri sürdü. Evrakların doktorlar tarafından düzenlendiğini belirten avukatlar, ayrıca HTS kayıtları ile reçete tarihleri arasında uyumsuzluk bulunduğunu ve soruşturmanın eksik yürütüldüğünü iddia etti.
Mahkemeden tahliye kararı
Savcılık mütalaasında, tutuklu sanıkların tahliyesi ve adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması talep edildi. Mahkeme heyeti, kısa aranın ardından bu talebi kabul ederek iki tutuklu sanığın tahliyesine ve diğer sanıkların yurtdışı yasaklarının devamına ve adli kontrollerinin kaldırılmasına karar verdi. Ayrıca duruşmaya katılmayan sanıkların bir sonraki celsede hazır edilmemesine hükmedildi.
6 Temmuz 2026 tarihine ertelenen dava kapsamında, kamuoyunda “ilaç yolsuzluğu” olarak bilinen dosyada şimdilik tutuklu sanık bulunmuyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: