Demircan, yıllardır süren sistemde hem çiftçinin zarar gördüğünü hem de ciddi kamu zararlarının oluşmuş olabileceğini öne sürdü.
Demircan paylaşımında, Panpet’in Sivas, Tokat, Turhal, Zile, Niksar ve çevre bölgelerde; Kayseri Pancar Kooperatifi’nin ise Kayseri ve ilçelerinde çiftçilere akaryakıt tevzii yaptığını belirterek, “Bu bölgeler kendi aralarında paylaştırıldı” ifadelerini kullandı.
Eski yönetici, özellikle akaryakıt fiyatlarının belirlenme sürecine dikkat çekerek, o dönem Panpet A.Ş.’de görev yapan yöneticilerin fiyatları belirlediğini iddia etti. Demircan, “Fabrika yönetimi dahil hiç kimse çıkıp da ‘Bu rakamlar nedir?’ diye sormadı” dedi.
Paylaşımında çiftçilere kesilmesi gereken fiş ve faturaların verilmediğini öne süren Demircan, EPDK mevzuatına göre akaryakıtın son kullanıcıya mutlaka fatura edilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak sistemin iştirak şirketi üzerinden yürütüldüğünü savunan Demircan, köylerde yapılan dağıtımlarda verilmesi gereken fiş ve faturaların tek kalemde şirkete kesildiğini ileri sürdü.
2023 yılına ait örnek bir hesaplama da paylaşan Demircan, bir tanker motorinin rafineri alış fiyatının yaklaşık 603 bin TL olduğunu, litre başına maliyetin ise 20,10 TL seviyesinde bulunduğunu ifade etti. Fiyatlara eklenecek küçük farkların bile tanker bazında büyük rakamlara ulaştığını belirten Demircan, çiftçiye yansıtılan fiyatların yeniden araştırılması gerektiğini söyledi.
Açıklamasında dikkat çeken bir diğer bölüm ise Panpet’in Lukoil’den Total’e geçiş süreciyle ilgili oldu. Demircan, bayilik değişiminin akaryakıt dağıtım dönemine denk geldiğini ve dağıtım araçlarında bir süre Total otomasyon sisteminin bulunmadığını öne sürdü.
“Dağıtımdan aylar sonra sistem takıldı” diyen Demircan, otomasyonsuz araçlardan çıkan yakıtların EPDK kayıtlarına nasıl işlendiğini sorarak şu ifadeleri kullandı:
“Normalde dağıtım sırasında sistem, verilen yakıtı anında EPDK’ya bildirir. Peki sistem olmayan araçlardan çıkan yakıtlar hangi kayıtlarla açıklandı?”
Metin Demircan paylaşımının devamında, sistem kayıtları, tanker hareketleri, otomasyon verileri, sevkiyat raporları ve tahsilat kayıtlarının bir araya gelmesi halinde ortaya çıkacak tablonun artık “basit bir hata” olarak açıklanamayacağını savundu.
Demircan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün susturulan insanlar olabilir. Ama kayıtlar susturulamaz. Ve o kayıtlar konuştuğunda bunun adı artık yanlış uygulama değil; organize usulsüzlük, kamu zararı ve çiftçinin hakkının kimler tarafından nasıl eritildiğinin açık göstergesi olur. Unutmayın… Turbun büyüğü daha heybede.”
Metin Demircan'ın paylaşımının tamamı:
Evet sevgili çiftçi kardeşlerim, geçen günlerde paylaşım yapmış olduğum akaryakıt konusunu hepiniz az çok biliyorsunuz. Birkaç aydır bu konu üzerinde durarak titizlikle araştırma yaptım ve gerçekten hayrete düşürecek birçok belge ve bilgi öğrendim.
Kayseri Şeker Fabrikası’nın iştiraki olan Panpet ile Kayseri Pancar Kooperatifi’nin bölge çiftçilerine yaptığı akaryakıt tevzii olayını biraz anlatalım sizlere. Bu iştirak ve kooperatif bölgeleri kendi aralarında bölüşmüşler. İştirak olan Panpet; Sivas, Yıldızeli, Çamlıbel, Artova, Tokat, Niksar, Pazar, Turhal ve Zile bölgelerinin tamamına akaryakıt tevzii yaparken, Kayseri Şeker Kooperatifi ise Kayseri ve ilçelerindeki çiftçilere akaryakıt tevzii yapmış.
Ancak burada tuhaf olan ve değinilmesi gereken birçok mide bulandıran nokta var… Sanırım artık bu işi de bırakmışlar zaten, ne hikmetse.
Sizlere gelen bu motorinlerin fiyatlarını kimlerin belirlediğini bildiğinizi düşünmüyorum. Öncelikle buradan başlayalım. Yakın zamanda bünyesinde yolsuzluklar tespit tesbit ettiğim ve sonrasında işlerine son verilmek zorunda kalınan Panpet A.Ş.’nin yöneticileri bu fiyatları belirliyordu. Sanırım fabrika yönetimi dahil hiç kimse çıkıp da “Bu rakamlar nedir, bu maliyetler neye göre oluşuyor?” diye sormamış.
Ve yine sizlerin cebinden, haberiniz dahi olmadan milyonlar çıkmış. Sizlerin cebinden çıktığı gibi, bir de bu işin devlet ve mali boyutu var. Sizlere kesilen herhangi bir fiş ya da fatura yok. Halbuki EPDK mevzuatına göre akaryakıtın son kullanıcıya mutlaka fatura edilmesi gerekiyor.
Ancak burada fabrikanın yaptığı; iştirak şirketi üzerinden akaryakıtı alıp yine iştirak şirketi üzerinden dağıtımını gerçekleştirmek, daha sonra ise köylerde sizlere dağıtım yapılırken verilmesi gereken faturayı ya da fişi tek kalemde kendisine fatura ettirmek olmuş.
Sadece 2023 yılında 30.000 litre, yani bir tanker yakıtın rafineri fiyatı 603.000 TL idi. O yılların fiyat araştırmalarını siz de yapabilirsiniz. Bakın, pompa fiyatı demiyorum; rafineriden alış fiyatı litre başına sadece 20,10 TL idi.
Burada çok ince bir detay var: Verdiğim fiyatlar yalnızca bir tanker üzerinden hesaplanmıştır. Bu fiyata sadece 50 kuruş bile eklense, bir tankerde 15.000 TL oynama yapar. Bu yüzden çıkıp da “Bu yakıtı taşıyan araba su mu yakıyor?” demeyin. O yıllarda ve sonraki dönemlerde sizlere verilen akaryakıtın fiyatlarını bir kez daha araştırın. O sizlerden kesilen afaki akaryakıt fiyatlarının neden bu kadar şişik olduğunu kendiniz de anlayacaksınız.
Bir de şöyle bir durum var: Yine bu iştirak şirketi eski zamanlarda şu anki Total istasyonu olarak değil de Lukoil bayisi olarak hizmet vermekteydi. Lukoil ile sözleşmesi bitince Total ile anlaşma sağlanıp bayilik isim ve ünvanı değişti. Ancak bu geçiş dönemi yine akaryakıt dağıtım dönemine denk gelmişti ve araçlarda Total’in dağıtım otomasyon sistemi bulunmuyordu. Dağıtımdan aylar sonra takılmış bu sistem. O geçiş döneminde bu dağıtımlar nasıl yapıldı, hangi sistem üzerinden yapıldı?
Normalde dağıtım esnasında sistem, verilen yakıtı otomatik olarak EPDK’ya anında bildirir. Sistem kime verildiğini değil, çıkan yakıtı kayıt altına alır. Peki sistem olmayan araçlardan çıkan yakıtlar EPDK kayıtlarına nasıl işlendi? Bu yakıtların sevkiyatı hangi kayıtlarla açıklandı? Yoksa çiftçiye verilen yakıtlar iştirak üzerinden iskonto edilip çiftçiye değil de fabrikaya alınmış gibi mi gösterildi?
Şimdi soruyorum sizlere…
Bu kadar sistem üzerinde oynanırken, araçlar otomasyonsuz şekilde dağıtıma çıkarılırken, fiş-fatura verilmeden ve afaki fiyat farklarıyla motorin dağıtımı yapılırken; maliyeyi ve EPDK’yı nasıl bu kadar rahat görmezden geldiniz?
Çiftçiyi zarara uğrattığınız yetmezmiş gibi, devleti ne kadar büyük bir vergi kaybına uğrattığınızın farkında değil miydiniz?
Hiç mi aklınıza gelmedi; “Bu kayıtlar bir gün ortaya çıkar, EPDK’ya ve maliyeye verilirse ne olur?” diye.
Çünkü sistem kayıtları, tanker hareketleri, otomasyon verileri, satış saatleri, sevkiyat raporları ve tahsilat kayıtları bir araya geldiğinde ortaya çıkacak tablo artık basit bir hata ya da ihmal olarak açıklanamaz.
Bugün susturulan insanlar olabilir. Ama kayıtlar susturulamaz.
Ve o kayıtlar konuştuğunda bunun adı artık “yanlış uygulama” değil; organize usulsüzlük, kamu zararı ve çiftçinin hakkının kimler tarafından nasıl eritildiğinin açık göstergesi olur.
Unutmayın… Turbun büyüğü daha heybede.
Yorumlar
Kalan Karakter: