Konuşmasında, din ve inanç özgürlüğünün ikincil bir hak olmadığını belirten Cıngı, bu özgürlüğün demokratik hayatın ve birlikte yaşama kültürünün temel taşlarından biri olduğunu ifade etti. Avrupa genelinde dine dayalı ayrımcılığın arttığına dikkat çeken Cıngı, özellikle İslamofobinin en görünür ve endişe verici sorunlardan biri haline geldiğini söyledi.
Avrupa’daki tabloya ilişkin verileri de paylaşan Cıngı, Avrupa Komisyonu verilerine göre Avrupa Birliği’nde yaklaşık 26 milyon Müslümanın yaşadığını hatırlattı. Buna rağmen Müslümanların yüzde 47’sinin ayrımcılığa maruz kaldığını ifade ettiğini belirten Cıngı, bazı ülkelerde bu oranın yüzde 70’in üzerine çıktığını dile getirdi.
İslamofobinin farklı biçimlerde ortaya çıktığını kaydeden Cıngı, vakaların yaklaşık yüzde 25’inin aşırı sağ siyasi kampanyalar, yüzde 20’sinin nefret söylemi, yüzde 15’inin ise sözlü ve fiziki saldırılar şeklinde görüldüğünü ifade etti. Bu verilerin yalnızca bireysel vakaları değil, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu daha geniş bir demokratik sorunu da ortaya koyduğunu belirtti.
Cıngı, dine dayalı dışlama ve ayrımcılığın toplumsal uyumu zayıflattığını vurgulayarak, eşit vatandaşlık ilkesinin korunması gerektiğini söyledi. Herkes için din ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınmasının önemine dikkat çeken Cıngı, diyalog ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Konuşmasının sonunda farklılıkların tehdit değil zenginlik olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Cıngı, saygı ve birlikte yaşama kültürüne dayalı bir Avrupa vizyonunun savunulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar
Kalan Karakter: