Skandal Nasıl Ortaya Çıktı?
Olayın fitilini ateşleyen isim olan Cafer Bıyıklı’nın yaşadıkları ise sürecin en kritik dönüm noktası oldu.
İddiaya göre Cafer Bıyıklı, tedavi sürecinde ailesi tarafından hastaneden alınarak yeniden genel cerrahi servisine götürüldü ve bu müdahale sayesinde hayatta kaldı. Hastaneden çıktıktan sonra ise kendi adına, yoğun bakımda yatmadığı halde ve hiç kullanmadığı kanser ilaçlarının yazıldığını fark etti.
Durumu fark eder etmez SGK’ya resmi şikâyette bulunan Bıyıklı, aradan 1 yıl geçmesine rağmen herhangi bir somut adım atılmadığını öne sürdü.
Bunun üzerine Bıyıklı, yaşadıklarını Gastepress.com’dan gazeteci Yusuf Ağaşe ile paylaştı. Haberlerin yayımlanmasının ardından ise süreç tamamen değişti.
3 Aylık Takip Sonrası Operasyon
Ortaya çıkan iddiaların kamuoyuna yansımasının ardından savcılık ve emniyet harekete geçti. Yaklaşık 3 ay süren teknik ve fiziki takip sonrasında düzenlenen operasyonda:
Eczacılar, Eczacı kalfaları ve Ecza deposu çalışanlarının da aralarında bulunduğu
12 kişi gözaltına alınmış ve soruşturma kapsamında 3 kalfa ve 1 eczacı tutuklanmıştı. Diğer şüpheliler ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Laboratuvar Sonuçları NEGATİF, Raporlar POZİTİF
Soruşturma dosyasına giren en çarpıcı detaylardan biri ise tıbbi verilerdeki çelişki oldu.
Erciyes Üniversitesi laboratuvar kayıtlarında hastalara ait:
FLT3-ITD: NEGATİF
FLT3-TKD: NEGATİF
Sonuçları yer almasına rağmen, resmi ilaç muafiyet raporlarında gerçeğe aykırı şekilde:
“AML + FLT3-ITD HETEROZİGOT POZİTİF” tanısı yazıldığı öne sürüldü.
İddialara göre bu raporlar, Prof. Dr. A.Ü., Prof. Dr. M.K. ve Asst. Prof. N.M.Ş. imzalarını taşıyor. Bu tanı üzerinden, yüksek maliyetli kanser ilacı Rydapt (midostaurin) ve yoğun kemoterapi tedavisi önerildiği iddialar arasında yer aldı.
Ölüm Döşeğindeki Hastalar Üzerinden Defalarca Reçete
Soruşturmayı derinleştiren en sarsıcı iddia ise yoğun bakımda, yaşamlarının son evresinde olan hastalar üzerinden defalarca ilaç yazılması oldu.
İddialara göre, tedaviye yanıt verme ihtimali bulunmayan hastalar adına yüksek maliyetli ilaçlar tekrar tekrar reçete edilerek temin edildi.
Skandala konu olduğu belirtilen ve hayatını kaybeden 10 kanser hastasının isimleri ve vefat tarihleri:
P.D. – Vefat Tarihi: 18.11.2023
M.Y. – Vefat Tarihi: 13.01.2024
Y.S. – Vefat Tarihi: 23.01.2024
A.B. – Vefat Tarihi: 16.04.2024
H.Ö. – Vefat Tarihi: 22.06.2024
D.K. – Vefat Tarihi: 15.07.2024
H.Y. – Vefat Tarihi: 12.09.2024
Z.A. – Vefat Tarihi: 15.10.2024
Ü.Ç. – Vefat Tarihi: 15.06.2025
Y.E. – Vefat Tarihi: 18.06.2025
Dosyadaki Telefon Kayıtları “Kan Donduruyor”
Soruşturma dosyasına giren ve eczacı, hastane sekreteri ile kalfalar arasında geçtiği belirtilen telefon görüşmelerinin ise olayın boyutunu gözler önüne serdiği iddia ediliyor.
Ancak bu konuşmaların içeriği, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kamuoyu ile paylaşılamıyor. Yetkililer, kayıtların soruşturma açısından kritik önemde olduğunu değerlendiriyor.
Kamu Zararı Katlanarak Büyüdü
Soruşturmanın ilk aşamalarında yalnızca bir hasta üzerinden 88,5 milyon TL kamu zararı tespit edilmişti. Ancak yeni bulgular, diğer hastalar üzerinden yazılan ilaçlarla birlikte zararın çok daha büyük boyutlara ulaştığını gösteriyor.
Davadaki Soruşturma Devam Ediyor: Yeni Detaylar Ortaya Çıkıyor
Soruşturma dosyası, “Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik, Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme ve Yayma” suçlarından soruşturmalar devam ederken ortaya çıkan bu kan donduran detaylarla birlikte olayın boyutunun daha da genişleyebileceği ifade ediliyor.
Eğer bütün iddialar doğruysa:
Gerçeğe aykırı tanılar konuldu
Ölüm döşeğindeki hastalar sistemin parçası haline getirildi
Devlet milyonlarca lira zarara uğratıldı
Kayseri’deki bu skandal, hem sağlık sistemi hem de kamu kaynaklarının kullanımı açısından son yılların en sarsıcı dosyalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Gastepress.com/ÖZEL HABER
Yorumlar
Kalan Karakter: