Toplantıya Gökmen Çiçek, Murat Cahid Cıngı, Aşkın Genç, Memduh Büyükkılıç başta olmak üzere çok sayıda protokol üyesi ve sivil toplum temsilcisi katıldı.
Gülsoy, Kayseri pastırmasının yalnızca bir yiyecek değil; üretim kültürü, ustalık geleneği ve şehrin tarihsel mirasının bir parçası olduğunu belirterek, “Bu ürün, bozkırın sabrını, Erciyes Dağı eteklerinde şekillenen emeği ve nesiller boyu aktarılan ustalığı temsil ediyor” dedi.
20 Yıllık Süreç Avrupa ile Taçlandı
Kayseri pastırmasının coğrafi işaret yolculuğunun 2000 yılında başladığını hatırlatan Gülsoy, ürünün 2002’de Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendiğini söyledi. Avrupa Birliği sürecinin ise 5 Nisan 2023’te başlatıldığını ifade etti.
Başvurunun 9 Şubat 2024’te AB Resmi Gazetesi’nde yayımlandığını belirten Gülsoy, süreçte Bulgaristan tarafından yapılan itirazın ardından yoğun bir hukuki ve diplomatik mücadele yürütüldüğünü dile getirdi.
“Bu tescili sadece başvurarak değil, adeta bir Avrupa ülkesiyle mücadele ederek aldık” diyen Gülsoy, Kayseri pastırmasının Avrupa Birliği’nden tescil alan Türk ürünleri arasında itiraz süreci yaşayan ilk ve tek ürün olduğuna dikkat çekti.

“Pastırmanın Anavatanı Kayseri’dir”
25 Mart 2025’te alınan tescil kararıyla birlikte Kayseri pastırmasının Avrupa’da da koruma altına alındığını belirten Gülsoy, “Pastırmanın anavatanı Kayseri’dir. Bunu Avrupa nezdinde de tescillemiş olduk” ifadelerini kullandı.
Bu gelişmenin Kayseri’nin üretim kültürünün uluslararası alanda kabul görmesi anlamına geldiğini vurgulayan Gülsoy, emeği geçen tüm kurum ve uzmanlara teşekkür etti.
Kayseri pastırmasının Avrupa Birliği tescili, hem yerel üreticiler hem de Türkiye’nin coğrafi işaretli ürünleri açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: