Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın eşi, Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Hunat Hatun tarafından 1237 yılında yaptırılan bu tarihi medresede çalışmalarını sürdüren Ayyıldız, sanatının temelini çocukluk yıllarında ailesinden aldığını söyledi.

“Ailemde dedem ressamdı, birçok akrabam el sanatlarıyla uğraşırdı. Onları izleyerek başladım. Sonra internetle birlikte dünyadaki farklı teknikleri de görerek kendimi geliştirdim” diyen Ayyıldız, sanat anlayışını Türk mitolojisi üzerine kurduğunu ifade etti.
Göktürklerden Selçuklu ve Osmanlı’ya, Türk dünyasının farklı coğrafyalarına uzanan kültürel izleri eserlerine taşıyan Ayyıldız, özellikle deri üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekiyor. Eserlerinde sıkça Dîvânu Lugâti't-Türk gibi tarihi kaynaklardan esinlendiğini belirtiyor.
Ayyıldız, elindeki son çalışmayı da şöyle anlattı:
“Kaşgarlı Mahmud’un eserindeki dünya haritasını deri üzerine işliyorum. Ayrıca Kam davulu gibi kadim ritüel araçlarını ve Göktürk dönemine ait izleri eserlerimde kullanıyorum. Göktürk alfabesiyle ‘Zamanı tanrı yaşar, insanoğlu ölümlüdür’ sözünü de işlerim.”
Yarım asırlık emeğini “çocukluk hevesi” olarak tanımlayan usta sanatçı, Türk kültürünün unutulmaması için üretmeye devam ettiğini vurguladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: