Yaklaşık 88 milyon 591 bin TL kamu zararı iddiasının bulunduğu dosyada, kritik isimlerin ve çarpıcı detayların gölgesinde verilen tahliye kararları dikkat çekti.
Tahliyeler Gölgesinde Cevapsız Sorular
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar eczacı E.A. ile kalfalar E.Ö., E.S. ve bir diğer E.Ö. hakkında tahliye kararı verdi. Ancak dosyada yer alan iddialar, bu kararın kamu vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturmasına neden oldu.
Çünkü dosyada:
- Doktorlara ait e-imzaların usulsüz kullanıldığı iddiası,
- Bu sürecin merkezinde olduğu öne sürülen sekreter M.Ç.,
- Eczacı ve kalfalar arasındaki telefon görüşmeleri,
- Ve yüksek maliyetli ilaçların kimlere, nasıl teslim edildiğinin belirsizliği
halen netlik kazanmış değil.
Tüm bu iddialar ortadayken, “Bu tahliyeler neye göre verildi?” sorusu kamuoyunda yüksek sesle sorulmaya başlandı.
“İlacı Kim Aldı?” Sorusu Hâlâ Cevapsız
Duruşmanın en kritik başlığı yine değişmedi:
Bu ilaçları kim aldı?
Mahkeme salonunda:
- Kalfalar, “Biz sadece işlem yaptık” dedi.
- Eczacılar, “Reçeteler bize hazır geldi” savunmasını yaptı.
- Suçun yönü ise doktorlara ve sistemdeki diğer görevlilere işaret edildi.
Ancak milyonlarca liralık kanser ilaçlarının nihai alıcısının kim olduğu hâlâ ortaya konulamadı.
Mağdur Konuştu, Salon Sessiz Kalmadı
Duruşmada söz alan mağdur Cafer Bıyıklı, yaşadıklarıyla salonu derinden etkiledi:
“Benim adıma bir yıl boyunca ilaç yazılmış. Bu ilaçlar bana hiç ulaşmadı. Ölümden döndüm. Tek derdim bu gerçeğin ortaya çıkması.”
Ancak Bıyıklı konuşurken yaşananlar, davanın ciddiyetine gölge düşürdü.
İddiaya göre, tutuklu sanıklar ile avukatları arasında zaman zaman gülüşmeler yaşandı.
Hayati bir mağduriyet anlatılırken sergilenen bu tavır, duruşmayı takip eden basın mensuplarının da dikkatinden kaçmadı.
Salonda oluşan tablo için tek yorum yapıldı:
“Anlatılanlar ciddiye alınmadı.”
Avukatlar: “Suç Unsuru Yok”
Sanık avukatları ise savunmalarında:
- “Resmi evrakta sahtecilik yok”
- “Reçeteler doktorlar tarafından düzenlendi”
- “Eczacılar sadece sistemi uyguladı”
ifadelerini kullandı.
Ancak bu savunmalar, özellikle e-imza kullanımı ve sistem dışı işlem iddiaları karşısında tartışılmaya devam ediyor.
Kritik İsim: M.Ç.
Dosyada adı geçen ve doktorların elektronik imzalarını kullandığı iddia edilen sekreter M.Ç., davanın en kritik halkalarından biri olarak öne çıkıyor.
Eğer bu iddialar doğruysa, soru daha da büyüyor:
Bir sekreter, sistemde bu kadar büyük bir işlemi tek başına nasıl gerçekleştirebilir?
Kamu Vicdanı Rahatsız
Ortada:
- Milyonlarca liralık kamu zararı,
- Adına ilaç yazılan mağdurlar,
- Kaybolan ilaçlar,
- Ve birbirini işaret eden ifadeler var.
Ama buna rağmen:
Tutuklu sanık yok.
Dosya ileri bir tarihe ertelendi.
Ancak bu dava artık sadece bir yargılama değil,
kamu vicdanının sınandığı bir süreç haline gelmiş durumda.
Şimdi Herkes Aynı Soruyu Soruyor:
88 milyonluk ilaç nerede?
Bu sistem nasıl işledi?
Ve en önemlisi… kim korundu?
Yorumlar
Kalan Karakter: