Gülsoy, yaptığı değerlendirmede bu sürecin uzun ve zorlu geçtiğini belirterek, özellikle itirazlara rağmen yürütülen teknik ve hukuki çalışmaların başarıyla sonuçlandığını ifade etti. Kayseri Pastırması’nın artık Avrupa Birliği ülkelerinde de korunacağını vurgulayan Gülsoy, bu gelişmenin hem şehir hem de Türkiye için önemli bir prestij kaynağı olduğunu söyledi.
46. Tescilli Ürün Oldu
KTO tarafından Avrupa Komisyonu’na yapılan başvuru sürecinde, Bulgaristan tarafından isim benzerliği gerekçesiyle itirazlar yapıldı. Ancak yaklaşık iki yıl süren çalışmalar sonucunda tüm itirazlar aşılırken, Kayseri Pastırması AB’de tescillenen 46. Türk ürünü oldu.
Gülsoy, coğrafi işaretlerin yalnızca bir etiket değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma ve marka değeri açısından güçlü bir araç olduğunu belirterek, bu tescilin taklit ürünlerin önüne geçeceğini ve ihracatta güven unsuru oluşturacağını dile getirdi.
Yerel Değerler Küresel Arenada
Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayısının 2026 itibarıyla 1828’e ulaştığını, 800’ün üzerinde ürün için de başvuru sürecinin devam ettiğini aktaran Gülsoy, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği desteğiyle AB’deki tescil sayısının 46’ya yükseldiğini söyledi.
KTO’nun çalışmalarının yalnızca pastırma ile sınırlı olmadığını belirten Gülsoy, Kayseri Sucuğu ve Kayseri Mantısı için de AB tescil sürecinin sürdüğünü ve yakın zamanda olumlu sonuçlar beklediklerini ifade etti.
Kültürel Mirasın Korunması
Kayseri Ticaret Odası’nın hedefinin, kentin köklü gastronomi mirasını koruyarak dünyaya tanıtmak olduğunu vurgulayan Gülsoy, yerel ürünlerin tescillenmesinin üretimi artıracağını, mesleklerin sürdürülebilirliğini destekleyeceğini ve kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.
Bu gelişmeyle birlikte Kayseri Pastırması, hem Avrupa pazarında güçlü bir koruma elde etti hem de Türkiye’nin gastronomi alanındaki uluslararası görünürlüğüne önemli bir katkı sundu.
Yorumlar
Kalan Karakter: