Demircan, yönetim kurulu toplantısında Panpet’te sona gelinen yolsuzluk süreci ile çalındığı öne sürülen bir tır şeker konusunun gündeme geldiğini belirterek, hazırlanan raporlarda birden fazla kişinin organize şekilde hareket ettiğinin ortaya konulduğunu iddia etti.
Paylaşımında, haklarında işlem yapılan bazı kişilerle ilgili sürecin mahkemeye taşınmaması kararını eleştiren Demircan, “Bu neyin korkusu? Bu kararı hangi gerekçeyle aldınız?” ifadelerini kullandı.
Demircan ayrıca, yolsuzluk soruşturması kapsamında işten çıkarılan bazı isimlerle bağlantılı olduğu öne sürülen kişilerin hâlâ görevlerine devam ettiğini iddia ederek, bunun nedenini sorguladı.
Bir tır şekerin çalındığı öne sürülen olayla ilgili de dikkat çeken sorular yönelten Demircan, sevkiyat sürecine ilişkin şirket içerisinden bilgi sızdırılmış olabileceği imasında bulundu. Demircan paylaşımında, tırın hangi noktaya gideceğinin önceden bilinmesi, şoförle iletişim kurulması ve aracın anlık takip edilmesi gibi konuların açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.
Şirket yönetiminin sevkiyat sürecindeki talimatlarını da eleştiren Demircan, yaşanan olayda sorumluluğun yalnızca alt kademe çalışanlara yüklenmeye çalışıldığını öne sürdü.
Paylaşımının sonunda bazı şoförler hakkında neden işlem yapılmadığını da sorgulayan Demircan, “Yoksa bazı kişiler için kurallar farklı mı işliyor?” ifadelerine yer verdi.
Kayseri Şeker ve Panpet cephesinden söz konusu iddialarla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Metin Demircan'ın paylaşımının tamamı şöyle:
Evet sevgili yönetim kurulu arkadaşlar,
Sizlerin de orada bulunduğu üzere dün yönetim kurulu toplantısı gerçekleşti. Panpet’te sona gelinen yolsuzluk süreci, çalınan bir tır şeker meselesi derken gündem oldukça kalabalıktı. Ben de birkaç kelam etmek istedim.
Öncelikle Panpet şirketinde sona gelinen yolsuzluk dosyasıyla ilgili alınan kararlar malum. Siz zaten biliyorsunuz, kamuoyu da öğrenmiş olsun. Açıkçası ben de böyle olacağını az çok tahmin ediyordum.
Araştırma için yetkilendirilen yönetim kurulu üyesinin tespitleriyle birlikte, iç denetim tarafından hazırlanıp başkana sunulan raporda; vurgunun birden fazla kişinin iş birliğiyle yürütüldüğü açıkça ortadayken, raporda isimler belli iken, uzaklaştırılan üç kişi ile ilgili de süreci kapatıp mahkemeye vermeme kararı almışsınız.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu neyin korkusu?
Bu kararı hangi gerekçeyle aldınız?
Yoksa “yediğiniz hurmalar” bir yerleri tırmalamaya mı başladı?
Ya da ben başka bir tahminde bulunayım…
Geçtiğimiz günlerde dile getirdiğim tehdit iddiası doğru çıktı sanırım. Bir geri adım atılmış gibi duruyor. Hatta ödül niyetine bir de tazminatlarını ödeme kararı alsaydınız şaşırmazdım. Gerçi ilerleyen günlerde onu da yaparsanız artık kimse şaşırmayacaktır.
Gelelim çalınan bir tır şeker meselesine…
Şu an yolsuzluk soruşturması kapsamında işten çıkarılan şeflerden birinin kuzeni olan, evraklarda oynama ve sahtecilik süreçlerinde aktif rol aldığı konuşulan hanımefendi ile; yine adı yolsuzluk iddialarında geçen ekiplerle yakın çalışan yönetim kurulu üyesi arkadaşınızın yeğeni olan muhasebe şefi hâlâ şirket içerisinde görevine devam ediyor.
Acaba neden?
İleride yapılması muhtemel başka organizasyonlara hazırlık için mi tutuluyorlar?
Şimdi gelelim işin en trajikomik kısmına…
Bu tır dolusu şekeri çalan kişiler:
* Tırın ne zaman ve nereye gideceğini nereden biliyor?
* Şoförün telefon numarasına nasıl ulaşıyor?
* Aracın hangi konumda olduğunu nasıl anlık takip edebiliyor?
* Şoförü telefonla yönlendirip belirli bir noktaya çağıracak kadar bu sürecin içine nasıl dahil olabiliyor?
Daha da vahimi:
Şirketin yönetim kurulu başkanı “Nereye diyorlarsa götürüp indirsin.” talimatı verdiği hâlde bugün kalkıp şoförü suçlamak nedir?
Evet, yanlış duymadınız.
Tır, sevkiyat yapılacak yerden herhangi bir teyit alınmadan, resmen şekeri çalanların ayağına kadar gönderiliyor ve teslim ediliyor. Sevkiyatın hırsızlara yapıldığı ise çok sonra fark ediliyor.
Böyle bir olayda hâlâ sorumluluğu aşağıdaki çalışanlara yıkmaya çalışmak gerçekten ibretlik.
Bir diğer merak ettiğim konu da şu:
Yasaklı madde testi pozitif çıkan ve yolsuzluk nedeniyle işten atılan şeflerle yakın ilişkide olan, onlarla birlikte hareket edip sürekli bilgi sızdırdığı konuşulan bazı şoförler hakkında neden hiçbir işlem yapılmadı?
Yoksa bazı kişiler için kurallar farklı mı işliyor?
Bence bu sorular üzerinde biraz düşünün.
Ha bir de…
“Kazı güdemeyen biz isek”,
siz tam olarak ne oluyorsunuz?
Yorumlar
Kalan Karakter: