Batı müziği tarihi gelişimini çalgılar üzerinde devam ettirirken doğu müziği etkisindeki Türk müziği, sözlü müzikle varolmuştur.Yani söz yoksa Türk müziği yoktur desek yanlış olmaz.Bazen Youtube’da enstrümantal Türkçe müziklere denk geliyorum.Hemen yorumlara bakıyorum.Tam tahmin ettiğim şeyler yazıyor :
- Söz ?
- Eee şarkı ne zaman başlayacak ?
Daha sayısız yorum.
Elbette bu durum kötü değil.Bu bir birikim, bir kültür meselesi.Doğu müziği böyle.Söz olmazsa müzik sayılmaz.
Bu nedenle akademik müziğimiz permeperişan..Halk, (dinlence ya da eğlence) müzikte söz bekliyor.Akademik müziğimiz batı endeksli çalgı müziği ile uğraşıyor.Bu yüzdende 100 yıldır bir arpa boyu yol gidilemiyor.Elbette başka etkenlerde var.Ama temel sebep bu.Üçbeş tane müzik fakültesi ya da resmi kurumun çok sesli korosunu saymazsak akademik müzikte söz nerdeyse yoktur Türkiye’de.Dolayısıyla dinleyiciside yoktur.
Batı sözlü müziğinin en belirgin hali operadır ki,Batıda bile dinleyicisi sınırlıdır.Bu aslında bir anlamda zayıflıktır.Çünkü duygunun ifadesi için çalgının yetmeyeceği bir an mutlaka vardır.Burada söz ve insan sesi devreye girer ya da girmelidir.
Bu tarihi gelişim süreci güncel batı müziğinde çok tuhaf bir sonuca varmıştır.
Bir rock veya pop müzik parçası söylenirken dinlediğinizde satır sonlarında kafiyenin gayet güzel uyduğunu ama türkçe düşündüğünüzde kafiyenin yerinde yeller estiğini adeta konuşmayı yeni öğrenen bir çocuğun yazdığı sözlermiş gibi algılarsınız.
Yesterday..
All my troubles seemed so far away
Now it looks as though they're here to stay
Oh, I believe in yesterday
Suddenly..
I'm not half the man I used to be
There's a shadow hangin' over me
Oh, yesterday came suddenly
Dün..
Tüm endişelerim çok uzakta gözüktü
Şimdiyse kalmak için buradalarmış gibi gözüküyor
Oh, dün inanıyordum
Aniden..
Eskiden olduğum adamın yarısı değilim
Üzerime çöken bir gölge var
Oh, dün aniden geldi
İşte böyle :)
Binlerce örnek verebiliriz.
Bizde ise eserin müziği,sözleri dikkat çeker hale getirsin diye vardır.Bu hem orta asyadaki müzikal yaşantımız hem arap ve fars kültürleriyle olan derin ilişkimiz nedeniyle böyledir.
Öyleki,yüzyıllar içinde söz yazıla yazıla nerdeyse yazacak birşey kalmamıştır.Birbirini tekrar eden ya da sadece eserin müziğini değiştirip sözü aynen kullanan kısır döngüler bile ortaya çıkmıştır.
Osmanlı döneminde özellikle saray müziği hayali uhrevi soyut kavramlar üzerine sözler içerirken halkın müziği savaşlar,yoksulluk,istediğini elde edememe,cinayet,komedi,tarımsal faaliyetler,gelin-damat gibi daha reel konuları işlemektedir.
İşte günümüzün Türk müziği bu iki ana kulvarın etkisindedir.Hem realist,hem kaderci yapı birlikte görülmektedir.
Ne kadar üşüdüm nasıl acıktım.
İlk önce sıcacık banyoya soksan
Sanırsın şu anda denizden çıktım.
İçim ürperiyor ya evde yoksan ? (Cemal Safi)
Manda yuva yapmış söğüt dalına aman aman
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü amanını yandım
Amanin amanin amanini yandım
Tiridine tiridine bandım (Kastamonu türküsü)
Nikahına beni çağır sevgilim
İstersen şahidin olurum senin
Bu adam kim? Diye soran olursa,
Eski bir tanıdık dersin sevgilim. (Ümit Besen)
Bizim Ali pişpirik oynar MFÖ dinler
Maç seyreder,
Dedik ya abayı yakmış kıza
Bundan haberi yok kızın ama.. (Mazhar Alanson)
Görüldüğü gibi güncel müziğimizin sözleri tam hayatın içinden.Hem kolay anlaşılır hem kafiye uyumlu..
Elbette son 5 yıldır yaşadığımız “Kepazelik” nirvanası şarkı sözlerini saymazsak.”Ne kadar okkalı söversen o kadar iyi müzik yapıyorsun” ucubeliğini, “özgürlük,kadın hakları,toplumsal muhalefet,yeni nesil” vs gibi saçmasapan bahanelere bağlayan bir avuç şarlatanı baş tacı ettiğimize göre, sorun heralde şarlatanlarda değil bizde.
Yeni bir çağın, yeni bir yaşam tarzının hatta yeni bir insan türünün gelmekte olduğu aşikar...İsteyen bu “yeni” yoğunluğuna uyar,isteyen şimdiki yaşam tarzının doğru oluğunu düşünür ve buna göre yaşar.
Ancak bu yeni yaşam ve yeni insanın müzikal ihtiyacını karşılayacakların, sahneye çıplak çıkması yada jelatini açılmamış küfürleri alt alta dizip şarkı yaptım diyebilmesi ancak bizim gibi köksüzleşen,okumayan,giderek batan biten toplumlara özgü olabilir.
Özellikle Amerika ve İngiltere de bu tür müzik yapmak sıradan bir konu.Çünkü yaşam felsefeleri yaşam tarzları o şarkılarda ifade edildiği,o sahne şovlarında gösterildiği gibi yüzyıllardır..
Ama bir şartla : Yaptığınız müzik ele avuca gelir olmalı.Bir emek verilmiş,teknik açıdan harikalar içermeli..Yoksa batılı insan zırnık koklatmaz..Yeni hayat,yeni insan,yeni evrende de bu böyle sürüp gidecek onlar için..
Bizde ise müzikle sanatla alakası olmayan zibidi takımı onların kötü bir taklidi bir müsveddesi olmaktan ileri gidemiyorlar.O’nlar gibi davranmaya onlar gibi hareketler yapmaya onlar gibi küfretmeye çalışıyorlar..Elbette zavallı görünüyorlar...
Bunları durdurabilecek bir mekanizma yok mu aceba? Diye soracağım..ve tabiki olmadığını göreceğim..
Çünkü müzik her daim sahipsiz gariban çileli bir kavramdır ülkemde...
Bu ükede gerçek müziğin ve gerçek müzisyenin başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir yüzyıllardır..
Öbür yazıda örneklerini yazacağım..
Esen kalın.
Yorumlar
Kalan Karakter: