Kayserispor, Gaziantep FK deplasmanında sadece 3-0 kaybetmedi; sahaya çıkmadığını da ilan etti. Skor tabelası bir sonuçtur, ama bu maçın asıl hikâyesi tabelada yazmayan utançtır. O formayı giyenler, o armayı taşıyanlar, o şehri temsil edenler… Hiçbiri orada yoktu. Sahada dolaşan bir takım vardı, mücadele eden bir takım değil.
Bu artık kötü futbol meselesi değil. Bu, karakter meselesi.
Ligin en kritik haftalarına girilmiş, bıçak kemiğe dayanmış, şehir diken üstünde… Ama sahaya çıkan oyuncular sanki sezonu çoktan kapatmış gibi. Ne bir reaksiyon, ne bir isyan, ne bir liderlik. Futbolcuların yüzüne baktığınızda “bu maçı kaybedersek ne olur?” sorusunun cevabını umursayan tek bir ifade yok. Bu kayıtsızlık, bu umursamazlık, bu ruhsuzluk; düşmekten daha tehlikeli.
Çünkü düşmek bazen kaderdir… Ama bu tablo, tercihtir.
İstatistikler zaten rezaletin resmi:
- Ligin en çok gol yiyen takımı (57 gol)
- En az gol atan takımı (21 gol)
- En kötü averaj (-36)
- İç sahada bile en az puan toplayan ekip (12 puan)
Bunlar bir araya gelince ortaya “kazara ligde kalan takım” çıkar, “başaran takım” değil.
Şimdi birileri çıkıp “hala şansımız var” diyecek. Evet, matematiksel olarak var. Ama futbol matematikle oynanmıyor. Futbol, sahada yüreğini koyanların oyunu. Ve bu takımın sahaya koyduğu tek şey forma.
Kalan 4 maçın 3’ü Kayseri’de… Kağıt üzerinde avantaj. Ama bu oyunla, bu ruh haliyle, bu teknik ve mental dağınıklıkla o maçların nerede oynandığının hiçbir önemi yok. Çünkü taraftar artık sadece skor değil, bir duruş görmek istiyor. Ve o duruş haftalardır yok.
Saha kenarında güven veren bir teknik adam yok.
Sahada sorumluluk alan bir lider yok.
Oyunu değiştirecek bir akıl yok.
Peki ne var?
Bahaneler var. Sessizlik var. Kabulleniş var.
İşin en acı tarafı ise şu: Bundan iki ay önce “kesin düştü” denilen Eyüpspor bile bugün daha dirençli, daha inançlı, daha organize görünüyor. Çünkü onlar mücadele ediyor. Kayserispor ise sadece bekliyor… Neyi? Mucizeyi mi?
Eğer bu takım ligde kalırsa —ki hâlâ küçük de olsa bir ihtimal var— bu Kayserispor’un başarısı olmayacak. Bu, rakiplerin beceriksizliği olacak. Ve bu gerçek, belki de düşmekten daha ağır bir utanç olarak yazılacak kulüp tarihine.
“Direnç, Disiplin, Deneyim” sloganıyla yola çıkan Kayseri, “Dünya Spor Başkenti” olma yolunda ilerlerken, onun en büyük vitrini olan Kayserispor’un bu kadar dağınık, bu kadar kimliksiz, bu kadar tepkisiz olması sadece sportif bir başarısızlık değil; doğrudan bir itibar kaybıdır ve bir takımda şehrin sloganı olan bu ifadelerin hiç birinden eser yoksa, orada ciddi bir çürüme vardır.
Ve bu çürüme artık gizlenemiyor.
Artık kimse kusura bakmasın:
Bu takım düşerse şaşırmayacağız.
Ama bu şekilde kalırsa, işte ona gerçekten şaşıracağız.
Yorumlar
Kalan Karakter: