Kayserispor, Galatasaray deplasmanında 4-0 kaybetti. Skor ağır olabilir, rakip güçlü olabilir… Ama asıl ağır olan skor değil, sahadaki ruhsuzluktu. Son üç yılın şampiyonuna yenilmek ayıp değil; hiç varlık gösterememek ayıptır.
Bu takım ligde kalma mücadelesi veriyor. 18 takımlı ligde 17. sıradayız, 15 puandayız. Matematik hâlâ “umut var” diyor ama sahadaki görüntü “çoktan vazgeçtik” diye bağırıyor. Kalan 14 haftada alınabilecek 42 puanın en az 20’sine sahip olmak zorundayız. Peki soralım: Bu oyunla mı? Bu istekle mi? Bu akılla mı?
Sahaya çıkan oyuncular, üzerinde Kayserispor forması olduğunu unutmuş gibiydi. Ne pres var, ne reaksiyon, ne kaybedilen topa öfke… Rakip gol attığında başını öne eğen, hata yaptığında arkadaşına bakan, mücadeleden kaçan bir takım izledik. Küme düşme hattındaki bir takım böyle oynayamaz. Oynamamalı. Bu ligde kalmak istiyorsan, önce canını dişine takarak mücadeleni ortaya koyacaksın. Yeteneğin olmayabilir ama hırsın olmak zorunda.
Teknik heyete gelince… Haftalardır aynı senaryo, aynı çaresizlik. Rakip kim olursa olsun, Kayserispor sahaya ne oynadığını bilmeden çıkıyor. Plan yok, B planı hiç yok. Hamleler geç, reaksiyonlar yetersiz. Maç kopmuşken kenarda donuk bakışlar, “olacağı bu kadarmış” havası. Kusura bakılmasın ama kümede kalma savaşı böyle yönetilmez.
Yönetim elinden geleni yapıyor, doğru. Transferler yapıldı, imkânlar zorlandı. Ama sahadaki tabloya bakınca şu soru kaçınılmaz: Bu oyuncular ve bu teknik heyet, bu kulübü ligde tutabilecek mi?
Fikstür bahanesi artık kimseyi kurtarmaz. Zor maçlar geçti, evet. Ama şimdi asıl lig başlıyor. Haftaya Kocaelispor maçıyla birlikte 14 final var. Bu saatten sonra her maç ya “tamam” ya “devam”. Ve bu mücadelede kim sahada yoksa, kim sorumluluk almıyorsa, kim bu formanın ağırlığını taşımıyorsa, kenara çekilmelidir.
Kayserispor düşmez deniyor. Doğru, düşmez…
Ama bu ruhla, bu oyunla, bu umursamazlıkla düşer.
Top artık oyuncuların ayaklarında, direksiyon teknik heyetin elinde. Ya bu takımı ayağa kaldıracaklar ya da tarihe “seyirci kalanlar” olarak geçecekler.
Bu şehir daha fazlasını hak ediyor.
Bu forma, bu kadarını asla hak etmiyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: