Sarı-kırmızılı şehir yine bir kırılma noktasında. Kayserispor, ligin en kritik virajına girerken düşme hattının tam ortasında, 23 puanla 16. sırada nefes almaya çalışıyor. Son olarak deplasmanda Kasımpaşa karşısında alınan 2-0’lık mağlubiyet, sadece bir yenilgi değil; sezonun özeti gibiydi.
Çünkü bu tablo tesadüf değil.
Sezon başından bu yana yapılan transfer hataları, plansız kadro mühendisliği ve sürekli değişen teknik yaklaşımlar, bugün gelinen noktayı hazırladı. Takım kimliği bir türlü oturmadı. Ne oynadığı belli olmayan, sahada reaksiyon veremeyen bir yapı oluştu. Özellikle kritik haftalarda ortaya konan ruhsuz futbol, taraftarın en çok canını yakan detay oldu.
Bugün puan tablosuna baktığımızda tablo net:
13. sırada Antalyaspor 28 puan,
14. sırada Kasımpaşa 27 puan,
15. sırada Gençlerbirliği 25 puan,
16. sırada Kayserispor 23 puan,
17. sırada Eyüpspor 22 puan,
ve 18. sırada Fatih Karagümrük 20 puan.
Yani düşme hattı adeta bir ateş çemberi.
Ancak işin ilginç tarafı şu:
Kayserispor adeta “ben düşmek istiyorum” der gibi oynarken, rakipleri buna izin vermiyor! Üst sıralardaki takımlar da puan kayıpları yaşıyor. Bu ligde kalma yarışının hâlâ kopmamasının tek sebebi bu.
Önümüzde ise kolay olmayan bir fikstür var.
İlk durak, şampiyonluk kovalayan Fenerbahçe. Ardından deplasmanda Gaziantep FK, sonra içeride Çaykur Rizespor. Son 3 haftada ise kader maçları var: Eyüpspor, Alanyaspor deplasmanı ve sezon finalinde Konyaspor.
Kağıt üzerinde maksimum 18 puan var.
Ama sahadaki Kayserispor’a baktığımızda, bu ihtimal fazlasıyla uzak görünüyor.
İşte tam da bu noktada mesele matematikten çıkıyor, karaktere dönüyor.
Çünkü ligde kalmak bazen iyi oynamakla değil, “vazgeçmemekle” mümkün olur.
Sezonun büyük bölümünde yapılan yanlışlar ortada. Geç kalınmış teknik hamleler, formsuz isimlerde ısrar, plansız rotasyonlar… Ama son haftalarda alınan bazı kararlar –her ne kadar gecikmiş olsa da– doğru sinyaller vermeye başladı. Takımda en azından bir toparlanma çabası var.
Yetmez mi? Yetmez.
Ama umut için bazen küçük bir kıvılcım bile yeter.
Bu şehir daha önce de zor zamanlardan geçti.
Bu taraftar umudunu kaybettiği anda bile takımını ayağa kaldırmayı bildi.
Şimdi yine aynı eşikteyiz.
Kayserispor’un ihtiyacı olan şey taktikten önce cesaret, sistemden önce mücadele. Çünkü bu ligde kalmanın yolu artık “iyi futbol” değil, “sonuna kadar savaşmak”.
Belki her şey aleyhimize…
Belki ihtimaller düşük…
Ama futbol dediğimiz oyun zaten imkansız denilen hikayelerin yazıldığı yer değil mi?
Ve kim bilir…
Belki de sezon sonunda “mucize” dediğimiz şey, aslında son haftalarda gösterilen inat olur.
Kayserispor hâlâ oyunun içinde.
Ve bu hikâye henüz bitmedi.
Son sözümde Kayserisporlu futbolcu kardeşlerimize olsun; Ligde kalmak adına, bu şehrin sesini tekrar yüksek perdeden duyurmak adına ilk adımı bu hafta atmamak için bahaneniz kalmadı. Geçen sezon Kadıköy deplasmanında göstermiş olduğumuz direnç, inanç ve özveriyi kendi sahamızda ve taraftarımız önünde göstermemeniz için eksiğiniz de yok. Bu sezona da damga vurmak istiyorsak bundan güzel bir fırsat elinize geçmeyecek.
Çıkın sahaya yüreğinizi koyun. Yüreğinizi ortaya koyduktan sonra sonuç ne olursa olsun bu şehir sizi bağrına yine basar...
Yorumlar
Kalan Karakter: