Bir çocuk kitabında şöyle bir konuşma geçiyordu:
“– Söylediğin en cesurca şey neydi?” diye sordu çocuk.
“– Yardım et,” dedi at…
Birine yardım etmek konusunda takdire şayan bir duyarlılığımız var; destek olmakta üzerimize yok. Ama söz konusu destek almak olunca aynı rahatlığı gösteremiyoruz.
“Ben yaparım, ben hallederim,” diyoruz çoğu zaman. Kendi başımıza göğüslemediğimiz zorlukları, tek tabanca kazanmadığımız zaferleri "başarı" hanesine yazmaktan çekiniyoruz. Oysa belki de en sık yaptığımız ama en az itiraf ettiğimiz gerçek şu: Bir yerlere yaslanıyor ama dışarıya karşı hep dimdik duruyormuşuz gibi davranıyoruz.
Yogada “omurgana yaslanmak” diye bir tabir vardır. Hem fiziksel hem de mecazi anlamda; insanın kendi dengesini bulması için ihtiyaç duyduğu kaynaklara zaten sahip olduğunu ifade eder. Ancak bu, her şeyi tek başına sırtlanmak demek değildir. Ölçü aslında basittir: Yaslandığın şeyi arkandan çektiklerinde dengen bozulmasın.
Destek almak, bir şeyi yapamadığın anlamına gelmez. Aksine, bazen potansiyelinin tam anlamıyla ortaya çıkabilmesi için birinin elinden tutmasına, “Ben buradayım,” demesine ihtiyaç duyarsın. Bazen süreci kolaylaştırmak, bazen de deneyimi derinleştirmek için bir omuza ihtiyaç duymak en doğal haktır.
Yalnızca yardıma ihtiyacın olduğunu söyleyebilecek kadar berrak bir yerden hayata bakmak, insanı inanılmaz hafifletir. Çünkü insan yükünü paylaştığında küçülmez; aksine kendi merkezini ve dengesini çok daha net hisseder.
Belki de mesele kimseye yaslanmamak değil; yaslandığın her yerden güç alırken kendi omurganın varlığını unutmamaktır. Hayat bazen birinin “yanındayım” demesiyle güzelleşir; ama yürümek, nihayetinde kendi iç dengeni keşfetmektir.
Işık Olsun
Namaste
Yorumlar
Kalan Karakter: