Kayserispor’un ligde kalma mücadelesinde geldiğimiz nokta artık çok net: Bu iş sahada kaç pozisyon üretildiğinden, topa yüzde kaç sahip olunduğundan çıktı. Asıl mesele süreci doğru yönetmek. Sezonun büyük bölümünde yapılan en büyük hata, sorunları zamana yaymak ve “bir şekilde düzelir” beklentisiyle hareket etmek oldu. Oysa bu lig affetmez; geç kalan kararların bedelini tabelada yazdırır.
Yönetim cephesinde artık gri alan kalmamalı. İdari ve teknik belirsizlik sona ermeli, takım net bir oyun planı etrafında toplanmalı. Her hafta değişen sistemler, her maç yeni bir kurtuluş senaryosu bu noktadan sonra Kayserispor’u ligde tutmaz. Kalan haftalarda ihtiyaç duyulan şey; sade, disiplinli ve puan odaklı bir futbol anlayışı. Güzel oynamak değil, doğru oynamak zorundasın.
Futbolcular için de tablo açık. Bu forma, bu şehir ve bu durum “idare eder” performansları kaldırmaz. Sahaya çıkan her oyuncu, oynanan her dakikanın ligde kalma mücadelesi olduğunu bilerek hareket etmeli. Savunma disiplini, yardımlaşma ve mücadele seviyesi bu takımın gerçek kimliği olmak zorunda. Küme düşme hattındaki takımlar yıldızlarla değil, dirençle ayakta kalır.
İç saha maçları ise tartışmasız sezonun kırılma noktası. Özellikle doğrudan rakiplerle oynanacak karşılaşmalar artık “maç” değil, “final”. Kaybedilen her iç saha puanı sadece sıralamayı değil, psikolojiyi de aşağı çeker. Kayserispor’un evinde yeniden zor bir deplasman algısı oluşturması şart.
Taraftar bu denklemin belki de en belirleyici unsuru. Tepki göstermek anlaşılır ama küsmek bu takımı kurtarmaz. Ligde 12 hafta kaldı, yani önümüzde 12 final var ve bu finallerin 7’si Kayseri’de, kendi sahanda oynanacak. Tribünlerin bu mücadeleye omuz vermesi, her iç saha maçının rakip için baskı alanına çevrilmesi şart. Aynı şekilde şehir de bu sürecin dışında kalmamalı; Kayseri’nin ileri gelenleri, iş dünyası ve spor kamuoyu bu kulübün yalnız olmadığını hissettirmeli. Çünkü Kayserispor düşerse, bu sadece bir takımın değil bir şehrin kaybı olur.
Özetle tablo net: Akıl, birlik ve kararlılık. Herkes kendi payına düşeni yapmak zorunda. Kayserispor ligde kalacaksa, bu sadece sahadaki 11 kişinin değil; yönetimiyle, taraftarıyla ve şehriyle topyekûn verilen 12 maçlık bir mücadelenin sonucu olacak. Özellikle Kayseri’de oynanacak 7 karşılaşma bu sezonun kaderini yazacak. Başka bir yol yok.
Bu noktadan sonra Kayserispor’un lüksü kalmadı. Ne “iyi oynadık ama” cümlesine, ne de “hak etmiştik” tesellisine yer var. Puan tablosu duygularla değil, sonuçlarla şekilleniyor. Kalan haftalarda her maç öncesi rakibin kim olduğuna değil, hangi puana ihtiyaç duyulduğuna bakılmalı. Zaman zaman risk alınacak, zaman zaman bir puan altın değerinde görülecek ama en önemlisi oyunun hiçbir anında savrukluk kabul edilmeyecek. Disiplinden kopan, konsantrasyonunu kaybeden her saniye bu ligin altına doğru iter. Kayserispor’un ligde kalma reçetesi; abartısız bir oyun planı, doğru zamanda doğru hamleler ve maçların son düdüğüne kadar ayakta kalan bir zihinsel dirençtir. Bu takım kurtulacaksa, bunu mucizelerle değil; soğukkanlılıkla, hesapla ve kararlılıkla yapacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: