Normal şartlarda bu köşede Kayserispor'u konuşuyor olurduk.
Ağırlıklı olarak spor yazıları kaleme aldım. Ligin başlamasıyla birlikte yine transferleri, yeni yönetimi ve teknik direktörü, sahadaki oyunu, tribünleri ve şehrin ortak heyecanını yazmaya devam edeceğim.
Ancak söz konusu Kayseri olunca…
Bu şehrin geleceğini ilgilendiren meseleler ortaya çıkınca…
Gazetecilik refleksi, desteklediğin takımın ya da yazdığın branşın önüne geçiyor.
Bazen futbolu konuşmayı bırakıp, şehrin en önemli sorunlarını konuşmak gerekiyor.
Bugün de tam olarak bunu yapıyorum.
Çünkü Kayseri'nin onlarca yıldır gurur duyduğu, sadece bu şehrin değil, bölgenin sağlık üssü olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi hakkında son günlerde konuşulanlar hiç de iç açıcı değil.
Ödenemeyen maaşlar...
Geciken performans ödemeleri...
Borç yükü...
Hekim istifaları...
Malzeme ve ekipman eksikliği iddiaları...
Sağlık çalışanlarının yaşadığı belirsizlik...
Sağlık skandalları...
Ve en önemlisi, vatandaşın artık yüksek sesle sormaya başladığı o soru:
"Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde neler oluyor?"
Ortada ciddi sorunlar olduğuna işaret eden gelişmelerin bulunduğunu da görmezden gelemeyiz.
Gazetecilik, resmi açıklamaları aktarmak kadar, kamuoyunda büyüyen endişeleri de sorgulamayı gerektirir.
İşin belki de en acı tarafı ise bambaşka…
Bir zamanlar Erciyes Üniversitesi denildiğinde akla bilim gelirdi.
Uluslararası başarılar…
Araştırma projeleri…
Yetiştirdiği akademisyenler…
Türkiye'nin dört bir yanından gelen öğrenciler…
Sağlık alanındaki öncü çalışmaları…
Bugün Erciyes Üniversitesi hâlâ önemli bilimsel başarılara imza atıyor. Akademik üretimiyle, ulusal ve uluslararası sıralamalardaki yeriyle adından söz ettiriyor.
Ama ne yazık ki kamuoyunun gündemine bunlar değil, Tıp Fakültesi Hastanesi etrafında oluşan kriz haberleri düşüyor.
Başarılar yerine maaş tartışmaları…
Bilim yerine borç iddiaları…
Akademik başarılar yerine hekim istifaları ve skandalları…
İşte en acı olan da bu.
Kayseri'nin gurur duyduğu bir üniversitenin, başarılarıyla değil kriz iddialarıyla konuşuluyor olması...
Çünkü kurumları yalnızca ekonomik sıkıntılar yıpratmaz.
İtibar kaybı da en az ekonomik kriz kadar ağır sonuçlar doğurur.
Peki, nasıl oldu da Kayseri'nin en köklü sağlık kurumlarından biri bugün bu tartışmaların merkezine geldi?
Bu sorunun cevabını sadece bugünde aramak doğru olmaz.
Türkiye'deki üniversite hastaneleri uzun yıllardır ciddi bir finansman problemiyle karşı karşıya.
Bir tarafta eğitim ve bilim üretme sorumluluğu…
Diğer tarafta yüz binlerce hastaya sağlık hizmeti verme yükü…
Artan personel giderleri…
Yükselen tıbbi malzeme maliyetleri…
Döner sermaye sistemindeki sıkıntılar…
Bütün bunlar üniversite hastanelerini her geçen yıl biraz daha zorlayan bir tablo oluşturuyor.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi de bu tablonun dışında değil.
Ancak sadece sistemi suçlamak da kolaycılık olur.
Her kriz aynı zamanda orada bulunan yönetimin sınavıdır.
Çalışan neden mutsuz?
Ödemelerde neden sıkıntılar yaşanıyor?
Hekimler neden başka kurumları tercih etmeye başlıyor?
Borç yükü hangi noktaya ulaştı?
Bundan çıkış için nasıl bir yol haritası var?
Kamuoyu bu soruların cevaplarını hak ediyor.
Bir başka gerçek daha var.
Kayseri Şehir Hastanesi'nin hizmete girmesiyle birlikte şehirdeki sağlık dengesi önemli ölçüde değişti.
Hasta profili değişti.
Rekabet arttı.
Gelir dengeleri etkilendi.
Peki Erciyes Üniversitesi Hastanesi bu yeni döneme ne kadar hazırlıklıydı?
Yeni şartlara uygun bir mali ve idari dönüşüm gerçekleştirilebildi mi?
İşte bunlar da konuşulması gereken başlıklardır.
Beni en çok düşündüren ise insan kaynağıdır.
Bir MR cihazı satın alabilirsiniz.
Yeni bir bina yapabilirsiniz.
Eksilen ekipmanı tamamlayabilirsiniz.
Ama yılların deneyimine sahip bir profesörü…
Nitelikli bir cerrahı…
Tecrübeli bir hemşireyi…
Bir gecede geri getiremezsiniz.
Bir hastanenin gerçek gücü binası değil, insanıdır.
Eğer o insanlar gelecek kaygısı yaşamaya başlamışsa, işte asıl alarm orada çalmaya başlamıştır.
Buradan açık bir çağrı yapmak istiyorum.
Öncelikle Erciyes Üniversitesi yönetimine…
Sessizlik çözüm değildir.
Şeffaf olun.
Kamuoyunu bilgilendirin.
Sorunları gizlemek yerine çözüm planını paylaşın.
Kayseri milletvekillerine…
Bu şehir söz konusu olduğunda siyasi ayrımlar ikinci planda kalmalıdır.
Ankara nezdinde bu hastanenin sorunlarının çözümü için ortak irade ortaya koyun.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi'ne, ilçe belediye başkanlarına, meslek odalarına ve sivil toplum kuruluşlarına…
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yalnızca üniversitenin değil, Kayseri'nin ortak değeridir.
Bu kurumun güç kaybetmesi, yalnızca bir hastanenin değil; şehrin sağlık altyapısının, bilimsel gücünün ve itibarının zayıflaması anlamına gelir.
Bir gazeteci olarak görevim kimseyi hedef göstermek değil.
Ama soru sormaktan da vazgeçmem.
Bugün soruyorum…
Kayseri'nin en önemli sağlık markalarından biri neden bu tabloyla anılıyor?
Bu sorunların çözümü için kim ne yapıyor?
Ve daha neyi bekliyoruz?
Çünkü mesele sadece maaşlar değildir.
Mesele sadece borçlar da değildir.
Mesele, Kayseri'nin en önemli kurumlarından birinin geleceğidir.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, bu şehrin onlarca yılda oluşturduğu en büyük değerlerden biridir.
Bir çınar kolay yetişmez.
Ama ihmalle, sessizlikle ve çözümsüzlükle kökleri zayıflayabilir.
O çınar ayakta kalırsa yalnızca hastane kazanmayacak…
Kayseri kazanacak.
Ama kaybedersek…
Kaybeden yalnızca Erciyes Üniversitesi olmayacak.
Kaybeden hepimiz olacağız.
Yorumlar
Kalan Karakter: