24 yıl sonra Dünya Kupası sahnesine çıkan A Milli Takım için Avustralya karşılaşması büyük bir heyecan ve umut taşıyordu. Ancak sahada gördüğümüz tablo, beklentilerin oldukça uzağındaydı. Türkiye, sadece 2-0 mağlup olmadı; aynı zamanda kendi oyun kimliğini de sahaya yansıtamadı. Dünya Kupası gibi organizasyonlarda sonuç kadar mücadele, karakter ve oyun planı da önemlidir. Ne yazık ki Ay-Yıldızlılar, bu üç başlıkta da sınıfta kaldı.
Montella yönetimindeki milli takım, son yıllarda zaman zaman ortaya koyduğu cesur ve üretken futboldan eser göstermedi. Avustralya'nın fizik gücü ve disiplinli oyununa karşılık verilemezken, orta saha üstünlüğü rakibe bırakıldı. Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu ve Orkun Kökçü gibi teknik kapasitesi yüksek isimlerin bulunduğu bir takımın bu kadar üretkenlikten uzak kalması düşündürücüydü. Hücumda etkisiz kalan, savunmada ise basit hatalar yapan bir Türkiye izledik.
Eleştirilerin odağında ise doğal olarak Vincenzo Montella var. İtalyan teknik adamın maç içerisindeki hamleleri tartışılmaya açık. Özellikle takımın reaksiyon vermesi gereken dakikalarda yapılan oyuncu değişiklikleri hem tribünde hem ekran başındaki milyonlarda soru işaretleri oluşturdu. 2-0 geride olunan bir karşılaşmada daha cesur ve risk alan hamleler beklenirken, tercih edilen değişiklikler oyunun gidişatını değiştiremedi. Dünya Kupası gibi turnuvalarda teknik direktörlerin dokunuşları büyük önem taşır ve Montella ilk sınavında beklenen etkiyi yaratamadı.
Ancak tüm bu eleştirilerin yanında bir gerçeği de unutmamak gerekiyor. Dünya Kupaları uzun soluklu organizasyonlardır ve ilk maçlar her zaman turnuvanın kaderini belirlemez. Türkiye'nin kadro kalitesi hâlâ bu grubun en güçlü ekiplerinden biri. Arda Güler, Kenan Yıldız, Hakan Çalhanoğlu ve diğer yıldızlar bir maçla futbol oynamayı unutmuş değil. Asıl mesele, bu mağlubiyetten gerekli derslerin çıkarılması ve Paraguay karşısında çok daha kararlı bir görüntü ortaya konulmasıdır.
Evet, Avustralya yenilgisi büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Evet, hem futbolcular hem de teknik heyet haklı eleştirileri sonuna kadar hak ediyor. Ancak Dünya Kupası'nda umut, son düdük çalana kadar tükenmez. Şimdi yapılması gereken suçlu aramak değil, ayağa kalkmaktır. Çünkü büyük takımlar ve büyük milletler, düştükleri yerden nasıl kalktıklarıyla hatırlanırlar. Türkiye'nin önünde hâlâ iki maç ve yazılmayı bekleyen bir hikâye var. Yeter ki bu yenilgi, sonun değil yeniden başlangıcın habercisi olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: