Her ne kadar takvim yapraklarında birkaç günlük tatil gibi görünse de aslında insanın, kendinden uzaklaştığı hayatın içinden çıkıp yeniden özüne dönme çabasıdır bayramlar.
Kurban Bayramı…
Sadece dini bir vecibenin yerine getirildiği gün değil, teslimiyetin, paylaşmanın, vicdanın ve insan kalabilmenin ruhani bir imtihanıdır.
9 günlük Kurban Bayramı tatili başladı, yollar dolacak, otogarlarda yorgun ama heyecanlı yüzler olacak.
Büyük şehirlerin beton yalnızlığından çıkan insanlar, yeniden Anadolu’ya, köylerine, anne ocağına dönecek.
Çocuk sesleri mahalle aralarına karışacak…
Uzun zamandır kapısı açılmayan evler yeniden nefes alacak.
anne babamıza sarılacak kimimiz, kimiz de sessizce bir mezar taşının başında geçmişine bakacak.
Çünkü bayram, biraz da çocukluğa dönmektir. Biraz da insanın kaybettiği kendisini aramasıdır.
Daha üç ay önce Ramazan Bayramı’nı yaşamıştık…
O bayram sabrın, arınmanın ve paylaşmanın bayramıydı.
Şimdi ise Kurban Bayramı’ndayız.
Sahi, biz gerçekten neyi kurban ediyoruz?
Kurban kesiyoruz.
Ama insan, kendi nefsini kesemiyorsa…
İçindeki kibri susturamıyorsa…
Öfkesini, hırsını, bencilliğini yenemiyorsa…
O zaman sadece bir ibadeti yerine getirmiş oluyoruz, ama o bayramların ruhunu ne kadar yerine getirmiş oluyoruz?
Çünkü asıl kurban,
İnsanın içindeki merhametsizliği kesebilmesidir.
“Ben” demekten vazgeçip “biz” diyebilmesidir.
Affetmeyi öğrenebilmesidir.
Bayram sofraları kurulacak, etler paylaşılacak.
Peki ya kırgınlıklar?
Yıllardır birbirine küsen kardeşler sarılabilecek mi?
Anne-babasını ihmal eden evlatlar bir telefon açabilecek mi?
Yan dairesinde yaşayan komşusunun derdini bilmeyen insanlar, bir kapı çalabilecek mi?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Değil mi ama?
Bunları basaramıyorsak Bayram Bayram olurmu?
Tabiki olmaz...
İnsanlar artık en çok sevgiyi eksiltiyor birbirinden. Kalabalıkların içinde büyüyen yanlızlıklarımız var artık.
Belki de bu yüzden bayramlar, modern dünyanın unutturduğu insanlığı yeniden hatırlatıyor bize.
Sadece yeni kıyafet giymek değil bayramlar, bir gönüle dokunabilmek, bir yetimin başını okşayabilmek, bir annenin duasında yer bulabilmektir Bayram.
Et dağıtan değil, merhamet dağıtan insanlar olabilelim.
Kırdığımız kalpleri tamir etmeyi de bilelim.
Bazen bir insanın gönlünü almak, verilen en büyük sadakadır.
Kurbanımız kabul olsun…
Ama en çok da vicdanımız diri kalsın.
Gönüllerimiz bir, sofralarımız bereketli, bayramımız huzurlu olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: