Son zamanlarda çok korktuğumu farkettim ve bunun üzerine yoğun bir şekilde düşünmeye başladım. Siz hiç düşündünüz mü 'korku' tam olarak nedir? Nelerden korkarız? Neden korkarız? Korktuğumuz zaman ne yaparız? Türk Dil Kurumu sözlüğüne baktım, korku, 'bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü, kötülük gelme ihtimali, tehlike' imiş.
Dedim ya epey düşündüm. Küçükken korku filmi izlerdik ve karanlık antrede, tuvaletin kapısında ablamı beklerdim. Çünkü o korkuyordu, ben korkmuyordum. İlk gençlik yıllarımda Ankara'da, Hamamönü'nde gece yarısı tek başıma yurda dönerdim ve korkmazdım. Kanser olduğumu öğrendim korkmadım. Hiç bilmediğim yollarda gece ve gündüz araba kullandım, hiç bilmediğim yerlere gittim, dilini bile bilmediğim insanların arasına karışmaktan korkmadım. Pandemide tek başıma, kimsenin olmadığı bağ evinde kaldım, korkmadım. Meyve bıçağı ile böğü öldürdüm, insanlar korktu ben korkmadım. Bu korkusuzluk risk hesabı yapamamanın vermiş olduğu çocukça yada bilgisizlikten kaynaklanan cahilce bir cesaret değil. Aksine riskleri öngörerek karar alabilme konforuydu.
Ama sonra birşey oldu ve ben korkmaya başladım. Hem de çok korkmaya başladım.
Korkularımız da çeşit çeşit. Mesela vahşi hayvan gibi, ateş gibi, trafik kazası gibi gerçekçi korkular. 'Ya birşey olursa' gibi kaygı, anksiyete temelli korkular. Başkalarının bizi nasıl gördüğü ile alakalı, toplum önünde konuşmaktan, rezil olmaktan korkmak gibi sosyal korkular. Ve ölüm gibi, yalnızlık gibi varoluşsal korkular. Bir de fobiler var. Köpek ısırması sonucu köpeklerden korkmak gibi travmatik sebeple, ya da sürekli uyarılma ile mesela bir insana sürekli araba kullanmanın ne kadar tehlikeli olduğu söylenirse o kişi araba kullanmaktan korkar, ya da öğrenme yoluyla oluşur, mesela annesi kediden korkan bir çocuk yüksek ihtimalle kediden korkacaktır gibi.
Bu kısacık tanımlama ve örneklemeleri yaptım çünkü ben korkularımı hangi kategoriye koyabileceğimi bilmiyorum. Sizler de kendi korkularınız hakkında düşünebilirsiniz. Çünkü adını koyduğumuz zaman, ne olduğunu, enini boyunu anladığımız zaman baş etmek ve çözmek daha kolaydır.
Gelelim nelerden korktuğuma...
Mesela, Jeffrey Epstein gibi canavarların dünyada var olduğunu biliyorum. Bu sapıkların canice bir fantezi dünyası kurup, yüzlerce hatta binlerce kişiye hizmet ettiğini, onların türlü sapkınlıklarını beslediğini ve bu insanların her yerde olduğunu biliyorum. Yenidoğan Çetesi diye andığımız canilerin sadece o kişiler olmadığını ve onlar gibi bir çok kişi olduğunu biliyorum. Kontrolsüzce, hiç bir kültürel, sosyal adaptasyon sağlanmadan, ahırdan boşalmış gibi sınırlarımızı geçip, şehirlere mahallelerimize dolan yabancı uyruklularla yaşanabilecek olası sorunları öngörebiliyorum. Yaşadığım apartman depreme dayanıklı mı bilmiyorum. Dayanıklı diye bir raporu varsa acaba belli standartlara göre mi verildi o rapor yoksa farklı sebeplerle mi verildi bilmiyorum. Ola ki yıkılsa, enkazdan çıkarılacak mıyım bilmiyorum. Bir sorun yaşasam ve yolum mahkemeye düşse adalet sağlanabilir mi emin değilim. Mesela çocuğumu özel okula gönderip servet mi ödeyeceğim, yoksa demografik yapısı değişmiş, tuvalet kağıdı ve sabun bile mesele haline gelmiş devlet okuluna mı bilemiyorum.
Tüm bu bildiklerim ve bilmediklerim beni çok korkutuyor. Çünkü bir çocuğum var ve tüm çocukları da aynı şekilde korumamız gerekiyor. Hem kişilerden hem sistemlerden. Elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. Hem de hepimiz.
Yorumlar
Kalan Karakter: