Merhabalar.. En son yazımı yazalı iki seneden daha fazla süre geçmiş. Uzun zaman. Hele de yeni anne olmuş ve anneliği öğrenmeye çalışmışsanız çok daha uzun bir zaman denebilir.
Evet bu sürede neler yaşadığımı neler düşündüğümü neler hissettiğimi sizlere biraz anlatmak istedim. Ama öncelikle kısaca hayatımın anne olmadan önceki versiyonunu anlatayım, anlamlandırabilmek için.
Üniversite hayatımı Hacettepe'de geçirdim. Bol bol gezdim, bol bol çalıştım, ufak bir kanser atlattım, hala yanıbaşımda olan dostlar edindim, ailemi özledim sonra memlekete dönmek istemedim derkeeen, burada buldum kendimi. Sonra iş hayatına atildim ve altımda araba, cebimde para, bedenimde sonsuz bir gençlik enerjisi ile tam 15 sene yurtiçi senin yurtdışı benim deli gibi gezdim. Sabah uyandığımda hangi ilde olduğumu hatırlamaya çalışacak kadar gezdim hem de.. Canım istedi öğlen yemeği için 'hadi Adana'ya' dedim, gidip yemek yiyip geldim. Canım istedi 'akşama güzel bir tiyatro varmış' dedim Ankara'ya gidip geldim. Canım istedi 'hadi Amasra'ya mezgit ve salata yemeye gideyim' dedim gittim.. Kutu gibi bi bir ev aldım. Bahçesine kedi köpek doldurdum.. Yaşadım. Bu fasıl geçti..
Evlendim, hamile oldum, Allah var çok güzel geçti hamileliğim. 13 Nisan akşamı dizi izlerken bir anda değişti hayatım.. 14 Nisan'dan sonra o önceki hayatımın bittiğini ve yeni bir hayatin başladığını anladım. Anladım ama hem birden bire molasiz dinlenmesiz 24 saat bakım vermek, hem tepetaklak olmuş hormonlar, hem 20 ay süren uykusuzluk, ağlama krizleri, değişen bedenim, bir insan nasıl yetiştirilir, nasıl yapmak daha doğru olur diye sürekli kıyas odaklı çalışan beyin, hem modern tıbbın, psikoloji ve pedagojinin doğruları hem bunlarla çoğu zaman taban tabana zıt olan aile büyüğü tavsiyeleri derken gerçekten zorlu bir süreçti.
Ben anne olmayı bilmiyordum. Çocuk doğduğu anda Allah tarafından bir anda yazılım yüklenecek ve anne olacağım sanıyordum. Ama kazın ayağı hiç de öyle değilmiş. Emzirmeyi bilmiyordum, kucağıma verip emzir dediler.. Altını değiştirmeyi bilmiyordum, doğru yanlış demeden çabaladım. Bebek neden ağlar bilmiyordum, 'annesi, niye ağlıyor?' dediler..
Konjenital sarılık oldu, şekerli su ver demeyen kimse kalmadı.. direndim vermedim. İlk banyosu geldi, tuzlayacağız dediler, direndim tuzlamadim. Eve geldigimiz ilk gunden beri kitap okudum, ne anlar ne gerek var dediler. Az giydirdim üşür dediler. Dışarı çıkardım, pazar esnafından tutun da markete parka gezmeye gelen teyzelere kadar yok şunu yap (tavsiye istemediğim halde kurulan emir kipli cümleler dizisi) yok bunu yap... Dışarda sürekli bebek ellemek isteyen bir kitle var zaten, dilimde slogan gibi 'dokunmayin, ellemeyin!' . Ve bebeğimi korumaya çalıştığım için bir şekilde tuhaf karşılandım.. Derken derkeeen bebeğimi büyüttüm. Yakında bebek değil çocuk olacak.
Dedim ya ben anneliği bilmiyordum, öğrendim ve hala da öğreniyorum. İlk aylar tek manzaram odamın karşısındaki binanın tüm cephe detayları oldu, hayatım boyunca başka manzara göremeyecekmişim gibi hissettim çoğu zaman.. Geceler boyu parça parça uykuları birleştirince 1-2 saat uyuduğum geceler oldu, bir daha hiç üç saat uyuyamayacağım sandım.. bebeğim ilk haftalarda az kilo aldı, açlıktan ölecek sandım..
Sonra bir baktım ki, bunlar da geçiyor..
Beş sene öncesi, sanki başka bir hayatımış gibi geliyor. Beş sene sonra ne yaşayacağımı öngöremiyorum bile. Ve anladım ki tek bir hayatımız var evet ama o hayatın içinde kendimizin o kadar farklı versiyonlarını tanıyor ve keşfediyoruz ki, idrak etmesi zaman alıyor.
Sevdiklerim ve kızım yanımda olsun, bir de sağlık olsun.. Anladım ki gerisi nasılsa halloluyor. Padişahın yüzüğünde yazan yazı aklımızda olsun hep:
Bu da geçer.
Yorumlar
Kalan Karakter: