Türkiye gayrimenkul piyasası, son on yılda yabancı yatırımcı açısından dünyanın en çok konuşulan pazarlardan biri oldu. Ancak bu ilgi hiçbir zaman düz bir çizgide ilerlemedi. Kimi dönemlerde rekor satışlar konuşulurken, kimi dönemlerde “yabancı yatırımcı Türkiye’den çekiliyor mu?” sorusu gündemin ilk sırasına yerleşti. Bu dalgalı ilginin arka planında ise sanıldığından çok daha derin ve çok katmanlı nedenler bulunuyor.
Yabancı yatırımcı açısından gayrimenkul sadece bir ev ya da arsa değil; ekonomik güvenin, hukuki istikrarın ve geleceğe dair beklentinin somut bir göstergesidir. Türkiye’de faiz politikaları, döviz kuru hareketleri, siyasi istikrar algısı ve uluslararası ilişkilerdeki seyir, bu beklentiyi doğrudan etkiliyor. Belirsizliğin arttığı dönemlerde yabancı yatırımcı frene basıyor, öngörülebilirliğin arttığı dönemlerde ise hızlı bir şekilde piyasaya geri dönüyor.
Ancak genelde gözden kaçan önemli bir nokta var: Yabancı yatırımcı ilgisi azalırken bile tamamen bitmiyor, sadece yön değiştiriyor. Büyükşehirlerde fiyatların aşırı yükselmesi ve rekabetin artması, yatırımcıyı Anadolu şehirlerine yönlendiriyor. İşte Kayseri tam bu noktada öne çıkan şehirlerden biri haline geliyor.
Kayseri; sanayi, ticaret ve üretim kültürüyle büyüyen, günübirlik kazançtan çok uzun vadeli planlarla hareket eden bir şehir. Yabancı yatırımcı için bu durum büyük bir avantaj. Çünkü burada fiyat balonları yerine gerçek piyasa değerleri, kısa vadeli dalgalanmalar yerine istikrarlı artış ön planda. Ayrıca ulaşım altyapısı, organize sanayi bölgeleri, üniversiteler ve sağlık yatırımları, Kayseri’yi sadece yaşamak için değil, yatırım yapmak için de cazip kılıyor.
Yabancı yatırımcı ilgisinin azalması ya da artması bir kopuş değil, bir döngüdür. Türkiye bu döngüde her zaman güçlü bir oyuncu olmaya devam ediyor. Kayseri gibi sağlam temellere sahip şehirler ise bu sürecin en güvenli limanları arasında yer alıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: