Bugün sokakta, otobüste ya da lüks bir kafede kafanızı kaldırıp etrafınıza bakın. Herkesin elinde, asgari ücretin katbekat üzerinde fiyatlara satılan, metal ve cam karışımı o "akıllı" cihazlar var. Özellikle o malum markanın yeni modeli çıktığında oluşan kuyruklar, sadece bir teknoloji merakı değil; modern dünyanın toplu bir akıl tutulmasıdır.
Açık konuşalım: Siz bir telefon almıyorsunuz, siz satın alınmış bir kimlik taşıyorsunuz.
Pazarlama guruları bize "daha iyi bir kamera", "daha hızlı bir işlemci" masalları anlatıyor. Peki, gerçekte ne yapıyoruz? O muazzam işlemci gücüyle atomu mu parçalıyoruz, yoksa sadece daha yüksek çözünürlükte yemek fotoğrafı mı paylaşıyoruz?
Sahte İhtiyaçlar: İnsan beyni, "yeni olan iyidir" tuzağına düşürüldü. Elimizdeki cihaz tıkır tıkır çalışırken, bir üst modelin çıkması sanki mevcut telefonumuzu bir gecede çöpe dönüştürüyor.
Taksitli Kölelik: Gelecekte kazanacağınız parayı, henüz sahip olmadığınız bir lüks için bugünden harcamak finansal intihardır. İki yıl boyunca ödeyeceğiniz o taksitler, sadece bir telefonun bedeli değil; özgürlüğünüzün kısıtlanmasıdır.
Statü Yanılsaması: Bir telefonun, sahibinin zekasını ya da sosyal statüsünü belirlediği bir çağdayız. Eğer kendinizi ifade etmek için cebinizdeki logoya güveniyorsanız, karakterinizde büyük bir boşluk var demektir.
İhtiyaç Değil, Bağımlılık
Bir düşünün; en son ne zaman "Bu bana gerçekten lazım mı?" diye sordunuz? Muhtemelen sormadınız. Çünkü sistem, sizin düşünmenizi değil, sadece hissetmenizi ve tüketmenizi istiyor. Reklamlar size eksik olduğunuzu, o ürünü alırsanız tamamlanacağınızı fısıldıyor.
Gerçek şu ki: Kandırılıyoruz. Bir telefonun camına sığdırılmış hayallerle, cüzdanımızdaki emeği başkalarına altın tepside sunuyoruz. Üretmeden tüketen, borçlanarak zengin görünmeye çalışan bir toplum, sadece o markaların hissedarlarını zengin eder; kendi geleceğini ise karartır.
Sonuç Olarak
Elinizdeki telefonun kamerasının kaç megapiksel olduğu değil, sizin dünyaya hangi gözle baktığınız önemlidir. Eğer cebinizdeki telefon, banka hesabınızdaki paradan ya da huzurunuzdan daha değerliyse, teknolojiye sahip değilsinizdir; teknoloji size sahip olmuştur.
Bu çılgınlığa bir dur demenin vakti gelmedi mi? Yoksa bir sonraki modelin çıkmasını bekleyip, zincirlerinizi yenilemek için yine mi sıraya gireceksiniz?
Yorumlar
Kalan Karakter: