Oruç sadece mideye değil, kalbe de tutulur. Aç kalmak kolaydır; asıl zor olan dili, kalbi ve niyeti terbiye etmektir. Çünkü insan bazen su içmeden sabreder ama bir dedikoduyu yutamaz.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz açıkça uyarır: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının… Birbirinizin kusurunu araştırmayın, biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin.” (Hucurât 49/12). Ayet serttir; gıybeti, ölü kardeşinin etini yemeye benzetir. İnsan bunu okuyunca “Aman ya Rabbi!” der ama akşam iftarda menüye bir tutam dedikodu eklemeyi de ihmal etmez. İşte oruç burada yara alır.
Kul hakkı… İnce bir çizgi. Bazen bir tebessümü esirgemekle, bazen bir alacağı geciktirmekle, bazen de bir emeği görmezden gelmekle başlar. Peygamber Efendimiz Muhammed şöyle buyurur: “Müflis kimdir bilir misiniz?” Sahabe, “Parası ve malı olmayan” deyince, Efendimiz: “Benim ümmetimin müflisi; kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir; fakat şuna sövmüş, buna iftira atmış, şunun malını yemiştir… Sevapları alınır, hak sahiplerine verilir.” (Müslim). Yani oruç var ama hesap daha var. Açlık tamam, ama adalet eksikse dosya kabarık.
Haset ve kıskançlık ise kalbin gizli şeker hastalığı gibidir. Dışarıdan belli olmaz, içeriden kemirir. Peygamberimiz: “Ateş odunu nasıl yakarsa, haset de iyilikleri öyle yer bitirir.” buyurur. Düşünsene, sabah niyet ettin; akşama kadar sabrettin; sonra komşunun arabasına bakıp içinden bir “Niye onda var?” dedin… İşte kalbin orucu zayıfladı. Oruç sadece mideye değil, göze ve gönle de tutulur.
Adaletsizlik de öyle. Teraziyi biraz kendine doğru eğmek, torpile göz kırpmak, güçlüye susup zayıfa yüklenmek… Oruçlu insanın terazisi hassas olmalı. Çünkü adalet, Allah’ın isimlerinden bir tecellidir; kulun terazisi şaşarsa, kalbi de şaşar.
Şimdi mizahın tam yeri: Oruç nelere bozulur? Su içince bozulur, evet. Ama birinin arkasından “Ben aslında sevmem ama…” diye başlayan cümle kurunca da ruhu çizilir. Bir mesaj grubunda yangına körükle gidince de sevabı eksilir. Trafikte korna çalıp içinden roman yazınca da sabır imtihanı başlar.
Oruç, insanı inceltmek için var; sinirleri germek için değil. Açlık bize şunu öğretir: “Sen zayıfsın, muhtaçsın.” Bunu anlayan kul, başkasının hakkına uzanmaz. Çünkü bilir ki kul hakkı, ahirette en pahalı borçtur.
Sonuç? Oruç mideyi susturur, ama asıl hedef dili susturmak, kalbi arındırmak ve adaleti diri tutmaktır. Aç kalmak ibadettir; fakat kimseyi incitmeden aç kalmak kemalidir. Gerçek oruç, iftarda hurmayla değil; helalleşmeyle tamamlanır.
Yorumlar
Kalan Karakter: