Kayseri’de futbol, yalnızca 90 dakikalık bir oyundan ibaret değil. Bu şehirde futbol; aidiyetin, dayanışmanın ve ortak hafızanın en güçlü temsilcilerinden biri. Ancak ne yazık ki uzun süredir sahada verilen mücadele kadar, saha dışında verilen yalnızlık savaşı da dikkat çekiyor.
Son olarak MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’un yaptığı açıklamalar, aslında birçok kişinin dile getirmeye çekindiği bir gerçeği yeniden gün yüzüne çıkardı. Ersoy’un “Şehrin büyükleri neredeler?” sorusu, sadece bir sitem değil; aynı zamanda Kayseri’nin spor kültürü adına verilmiş açık bir alarmdır.
Bugün gelinen noktada Kayserispor’un ligdeki durumu ortada. Takım bir türlü galibiyet serisi yakalayamıyor, düşme potasından çıkmakta zorlanıyor. Ancak tam da bu noktada yapılması gereken şey, eleştiriyi artırmak değil; desteği büyütmektir. Çünkü bu takımın en çok ihtiyacı olan şey, son düdüğe kadar arkasında durulmasıdır.
Evet, işler iyi gitmiyor. Evet, taraftarın siteminde haklı olduğu noktalar var. Ama şunu unutmamak gerekiyor: Bu takım sahipsiz bırakılacak bir takım değil. Sezonun son maçına, son düdüğüne kadar bu şehrin takımı yalnız bırakılmamalı.
Tam da burada bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü bu şehirde gerçekten koşulsuz destek veren bir kesim var: taraftar. Özellikle Ahmet Dirgenali önderliğinde Kapalı Kale Taraftar Derneği, iyi günde de kötü günde de takımının yanında durmaya devam ediyor. Tribünde, deplasmanda, en zor anlarda bile geri adım atmayan bu duruş; aslında olması gereken sahiplenmenin en net örneği.
Kapalı Kale’nin bu sadakati, bu inancı ve bu vazgeçmeyen desteği, Kayseri futbol hafızasında her zaman özel bir yer tutacaktır.
Teşekkürler Ahmet Dirgenali…
Teşekkürler Kapalı Kale…
Ancak ne yazık ki tribünde bu birlik varken, şehrin diğer dinamiklerinde aynı tabloyu görmek zor. Bu mücadelede sahada olanlar var, bir de uzaktan izleyenler…
Baki Ersoy çıkıp açıkça “Bu takım düşmeyecek” diyor. İnancını ortaya koyuyor, sorumluluk alıyor. Peki aynı kararlılığı bu şehrin diğer “büyüklerinden” duyabiliyor muyuz?
Ne yazık ki hayır.
Yıllardır bu takıma en net, en görünür şekilde sahip çıkan isimlerin başında yine Baki Ersoy geliyor. Maddi-manevi destek, kriz anlarında sorumluluk alma, kamuoyuna açık şekilde sahiplenme… Bunların hepsi ortadayken, şehrin önde gelen birçok isminin sessizliği artık daha fazla dikkat çekiyor.
“Şehrin büyükleri” olarak anılan kesim nerede?
Tribünde mi? Hayır.
Destek kampanyalarında mı? Hayır.
Zor günde kulübün yanında mı? Yine hayır.
Ama iş eleştirmeye gelince, en önde yer alma ihtimalleri yüksek.
Kayserispor’un düşme potasından bir an önce çıkması gerekiyor, bu bir gerçek. Ancak bu sadece sahadaki 11 oyuncunun mücadelesiyle olacak bir iş değil. Bu şehir ya topyekûn sahip çıkacak ya da her geçen hafta daha büyük bir riskle yüzleşecek.
Erciyes 38 FK örneği de ortada. Borçsuz, mücadele eden, başarı kovalayan bir yapı var. Ama destek yine sınırlı. Bu durum artık bir tesadüf değil, bir alışkanlık haline gelmiş ilgisizliğin sonucu.
Bugün Baki Ersoy yalnız konuşuyor gibi görünebilir. Ama aslında söylediği şey çok net: Bu takım yalnız kalmamalı. Ve daha da önemlisi, yalnız bırakılmamalı.
Kayseri için artık bir tercih zamanı. Ya herkes elini taşın altına koyacak ya da birkaç kişinin omuzladığı bu yük, bir noktadan sonra taşınamaz hale gelecek.
Unutmayalım; gerçek destek, zor günde belli olur. Ve bugün tam da o günlerden geçiyoruz.
Yorumlar
Kalan Karakter: