Kayseri’de gündem ağır, hem de her zamankinden daha ağır. Merkezde yine Kayseri Şeker Fabrikası var… Ama bu kez mesele sadece “yolsuzluk” iddialarıyla sınırlı değil. İşin içine çok daha vahim bir boyut da giriyor: uyuşturucu iddiaları.
Evet, yanlış okumadınız.
Kurumun eski yöneticilerinden Metin Demircan’ın kamuoyuna sunduğu ve savcılığa verdiğini açıkladığı dosyada; sadece evrak tahrifatı, belge yok etme girişimleri değil, aynı zamanda kurum içinde etkili olduğu öne sürülen bazı kişilerle ilgili uyuşturucu bağımlılığı iddiaları da yer alıyor.
Şimdi burada duralım…
Bu iddia, diğerlerinin yanında öyle geçiştirilecek bir konu değildir. Bu, bir kurumun sadece mali değil, ahlaki ve kurumsal çöküş iddiasıdır.
Kayseri Şeker yönetimine açık ve net soruyorum:
Kurum içinde uyuşturucu bağımlılığı olduğu öne sürülen kişiler kimlerdir?
Bu kişiler gerçekten kritik görevlerde bulunuyor mu?
Bu iddialarla ilgili herhangi bir iç soruşturma başlatıldı mı?
Başlatılmadıysa neden? Başlatıldıysa sonuçları neden kamuoyuyla paylaşılmıyor?
Bakın…
Bu mesele artık sadece bir şirket meselesi değil.
Bu, gençlerin, çalışanların ve bir şehrin geleceğiyle ilgili bir meseledir.
Eğer bu iddialar doğruysa bu bir skandaldır.
Eğer doğru değilse, bu kadar ağır bir ithama karşı hâlâ sessiz kalınması daha büyük bir skandaldır.
Suskunluk burada tarafsızlık değil, soru işaretidir.
Gelelim siyasetin tavrına…
Hüseyin Okandan bu noktada refleks gösterdi. Açık mektuba kayıtsız kalmadı, hızlıca yanıt verdi ve Demircan’ı görüşmeye davet etti.
Bu önemli bir adımdır.
Çünkü Türkiye’de çoğu zaman bu tür iddialar karşısında “görmezden gelme” refleksi işler. Ancak burada en azından ilk adım olarak “ben buradayım” denildi.
Hele ki Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki bir siyasi yapının yereldeki temsilcisi olarak, bu tür iddialara mesafe koymak ve gereğini yapmak zaten olması gerekendir.
Okandan’ın tavrı bu açıdan değerlidir, takdire değerdir.
Ama açık konuşalım:
Bu mesele artık sadece bir görüşme meselesi değildir.
Bu mesele:
Temiz siyaset meselesidir
Şeffaflık meselesidir
Ve en önemlisi toplumsal güven meselesidir
Ve yeniden dönüyorum asıl muhataba:
Kayseri Şeker yönetimi…
Yolsuzluk iddiaları bir yana,
evrak tahrifatı bir yana,
şimdi bir de uyuşturucu iddiaları var.
Daha neyi bekliyorsunuz?
Çıkın ve konuşun.
Net olun. Açık olun. Belgeli olun.
Çünkü bu şehir şunu merak ediyor:
Bu iddialar doğru mu, değil mi?
Eğer doğru değilse neden susuyorsunuz?
Eğer doğruysa neden hâlâ o koltuklarda oturuyorsunuz?
Burada bir parantez açmak gerekiyor…
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve Emniyet Müdürü Atanur Aydın şehrimizde uyuşturucu ile mücadele konusunda ciddi bir çaba ortaya koyarken, sahada yoğun bir mücadele yürütülürken; aynı şehrin en önemli markalarından biri olan Kayseri Şeker'in bu tür iddialarla gündeme gelmesi gerçekten acıklı bir durumdur. Bu tablo, verilen emeğe de, yürütülen mücadeleye de gölge düşürmektedir.
Unutmayın…
Bir kurumun itibarı parayla değil, güvenle ayakta kalır.
Ve güven bir kez sarsıldı mı, onu geri kazanmak yıllar alır.
Son sözüm sert ama gerekli:
Bu mesele büyür.
Bu iddialar kapanmaz.
Ve özellikle bu uyuşturucu iddiası yok sayılarak geçiştirilemez.
Kayseri izliyor.
Kamuoyu not ediyor.
Ve bu kez gerçekten cevap bekliyor.
Kalın Sağlıcakla…
Yorumlar
Kalan Karakter: