Ben bu şehrin bir gazetecisi olarak değil sadece…
Bu memleketin bir evladı olarak konuşuyorum bugün.
Kayseri’de özellikle merkez belediyelerimize açık bir çağrım var benim.
Ne zaman isterseniz, hangi gün uygun görürseniz, çıkalım birlikte sokak sokak gezelim.
Kaldırımları beraber yürüyelim…
Caddeleri birlikte görelim…
Mahalle aralarına birlikte bakalım…
Hatta gelin, Cumhuriyet Meydanı’nı birlikte dolaşalım.
Ben size kendi gözümden göstermek istiyorum bu şehri.
Çünkü bana göre belediyelerin asli görevleri olan kaldırımlar, yollar, caddeler ve sokaklar artık ciddi şekilde ihmal ediliyor.
Birçok bölgede kaldırımlar kırık dökük…
Bazı yerlerde yürümek bile zor hale gelmiş durumda.
Engelli vatandaş nasıl geçsin?
Yaşlı bir insan nasıl yürüsün?
Bir anne çocuk arabasıyla o kaldırımları nasıl kullansın?
Sadece gösterişli projelerle şehir yönetilmez.
Bir şehrin gerçek kalitesi, vatandaşın her gün bastığı kaldırımda belli olur.
Eskiden mahallelerde temizlik hissedilirdi.
Sokaklar daha düzenliydi.
Şimdi birçok noktada o eski titizliği göremiyoruz.
Ama şunu da özellikle söylemek istiyorum…
Kol kırılır yen içinde kalır sayın başkanlarım.
Ben bugün istesem, çıkar bu anlattığım yerlerin görüntülerini tek tek yayınlarım.
Kamerayı alır, sorunlu bölgeleri çeker, sosyal medyada paylaşırım.
Ama mesele bu değil ki…
Mesele; “Bakın işte sokakların hali” diyerek birilerini zor durumda bırakmak değil.
Mesele bağırmak değil, çözüm aramak.
O yüzden diyorum ki; gelin beraber gezelim.
Ben size göstereyim durumu.
Çünkü bazen makam araçlarının camından görünen şehirle, vatandaşın yürüdüğü şehir aynı olmuyor.
Şimdi belki bazı başkanlarımız diyecek ki;
“Parklar yapılıyor, yollar açılıyor, yatırımlar sürüyor…”
Eyvallah…
Kim yapılan güzel işleri inkâr edebilir?
Ama benim derdim kavga etmek değil.
Benim derdim görmek ve göstermek.
Mesela sadece Sivas Caddesi’ni bir uçtan bir uca birlikte yürüyelim.
Kaldırımlarda beraber yürüyelim.
Vatandaşın yaşadığı zorluğu birlikte görelim.
Cumhuriyet Meydanı’nda beraber dolaşalım.
Ben size kendi gözümden anlatayım bu şehri.
Ben kimseyi kırmak için konuşmuyorum.
Bu şehir hepimizin.
Eğer ben yanlış görüyorsam, çıkıp açık açık “Ben yanlış düşünmüşüm” demeye de hazırım.
Hatta buradan özür dilemeye de hazırım.
Ama gelin önce birlikte yürüyelim.
Çünkü şehirler sadece betonla değil, özenle yaşar.
Ve belediyecilik sadece büyük projeler yapmak değil; vatandaşın ayağının bastığı taşı düzgün tutabilmektir.
Kalın Sağlıcakla...
Yorumlar
Kalan Karakter: