Türk siyaseti son yıllarda birçok kırılma yaşadı. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan ve kamuoyunda "mutlak butlan" tartışmaları olarak adlandırılan süreç, yalnızca bir parti içi mesele olmanın ötesine geçmiş durumda. Bugün gelinen noktada CHP, sadece iktidarla değil, kendi içindeki siyasi ve hukuki tartışmalarla da mücadele ediyor.
Siyaseti yıllardır takip eden bir gazeteci olarak şunu açıkça söyleyebilirim ki; CHP'nin yaşadığı süreç, parti tarihinin en kritik dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçecektir. Çünkü burada tartışılan konu yalnızca bir kurultayın geçerliliği değil, aynı zamanda partinin gelecekte hangi siyasi kimlikle yoluna devam edeceğidir.
Parti yönetimi ile eski yönetim arasında yaşanan gerilim, zaman zaman kamuoyu önünde verilen mesajlarla daha da görünür hale geldi. CHP seçmeninin önemli bir kısmı ise bu tartışmalardan rahatsızlık duyuyor. Çünkü seçmen, iktidar alternatifi görmek isterken sürekli iç tartışmalarla karşı karşıya kalıyor.
Tam da bu noktada son günlerde siyasi kulislerde sıkça konuşulan başka bir iddia gündeme geliyor: "Özgür Özel yeni bir siyasi hareket başlatırsa ne olur?"
Bazı araştırma şirketlerinin kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerinde, Özgür Özel'in olası bir siyasi oluşumunun kısa sürede ciddi bir destek bulabileceği öne sürülüyor. Hatta kimi yorumcular, CHP tabanının önemli bir bölümünün böyle bir oluşuma yönelmesi halinde yeni partinin ilk seçimlerde birinci parti konumuna yükselebileceğini iddia ediyor.
Peki bu mümkün mü?
Siyasette hiçbir şey imkânsız değildir. Ancak yeni bir partinin kurulmasıyla anketlerde birinci parti çıkmak arasında çok büyük bir mesafe vardır. Türkiye siyasi tarihinde bunun örnekleri bulunmakla birlikte, güçlü teşkilat yapısı, örgütlenme ağı ve seçmen sadakati olmadan kalıcı başarı elde etmek oldukça zordur.
Bununla birlikte Özgür Özel'in son dönemde CHP tabanı içerisinde oluşturduğu siyasi etkiyi de küçümsememek gerekir. Özellikle yerel seçimler sonrasında ortaya çıkan başarı hikâyesi, onun siyasi ağırlığını artırmıştır. Eğer CHP içerisindeki krizler derinleşir ve çözümsüz hale gelirse, seçmenin bir kısmının yeni arayışlara yönelmesi sürpriz olmayacaktır.
Ancak bana göre asıl soru şu değildir:
"Özgür Özel yeni parti kurarsa kaç oy alır?"
Asıl soru şudur:
"CHP kendi içindeki tartışmaları çözüp Türkiye'nin geleceğine dair güçlü bir vizyon ortaya koyabilecek mi?"
Çünkü seçmenler artık parti içi hesaplaşmaları değil, ekonomi, güvenlik, eğitim ve sosyal hayat gibi doğrudan yaşamlarını etkileyen sorunlara çözüm üreten siyaset görmek istiyor.
Bugün CHP'nin önünde iki yol bulunuyor. Birincisi, yaşanan tartışmaları geride bırakıp kurumsal bütünlüğünü koruyarak yoluna devam etmek. İkincisi ise parti içindeki ayrışmaların daha da derinleşmesi ve yeni siyasi oluşumların ortaya çıkması.
Önümüzdeki süreç yalnızca CHP'nin değil, Türk siyasetinin de geleceğini şekillendirecek. Çünkü ana muhalefette yaşanacak her değişim, siyasi dengeleri doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir.
Şurası bir gerçek ki; siyasette boşluk kabul edilmez. Eğer bir siyasi yapı kendi içindeki sorunları çözemezse, o boşluğu dolduracak yeni aktörler mutlaka ortaya çıkar.
Türkiye, önümüzdeki dönemde belki de bunun en önemli örneklerinden birine tanıklık edecek.
Kalın Sağlıcakla
Yorumlar
Kalan Karakter: