Kayseri’de artık insanlar bir haber düştüğünde önce içeriğe değil, isme bakıyor.
Çünkü ne zaman yeni bir tartışma çıksa, ne zaman sosyal medya ayağa kalksa, ne zaman kamuoyu tepki gösterse, dönüp dolaşıp aynı isim karşımıza çıkıyor:
İnsan gerçekten şaşırıyor.
Ey Cafer Beydilli…
Bunu da mı yaptın?
Bir yardım kuruluşunun başındasın.
Adı merhametle, dayanışmayla, yardımla anılması gereken bir kurumun temsilcisisin.
Ama Kayseri’de artık insanlar Kızılay denince yardımdan önce polemiği konuşuyor.
Bu çok ağır bir durum.
Çünkü bir şehirde yardım kuruluşu tartışmalarla anılmaya başlamışsa, orada sadece bir kişinin değil, kurumun itibarı da yara alıyor demektir.
Hatırlayın…
Önce hayırseverlerin bağışladığı binayla ilgili iddialar gündeme geldi.
Kamuoyu günlerce bunu konuştu.
Tepkiler yükseldi.
Şimdi de toplumun geniş kesimini rahatsız eden sosyal medya paylaşımları…
Kadınların yaşam tarzı üzerinden verilen mesajlar…
Eğitim hakkını tartışmalı hâle getiren içerikler…
Ve ardından gelen klasik cümleler…
“Yanlış anlaşıldım…”
“Sehven paylaşıldı…”
Vallahi Kayseri artık bu açıklamaları ezberledi.
İnsanlar neredeyse açıklama gelmeden hangi cümlelerin kurulacağını tahmin ediyor.
Ama mesele artık tek bir paylaşım değil.
Mesele şu:
Bir kurum neden sürekli kriz yönetmek zorunda kalıyor?
Ve daha önemlisi…
Bu kadar olayın ardından neden hâlâ kimse çıkıp net bir tavır koymuyor?
Bakın, vatandaşın en çok konuştuğu konu artık paylaşımlar değil.
Asıl konuşulan şey şu:
“Bu kadar tartışmaya rağmen neden hâlâ görevde?”
İnsan ister istemez düşünüyor…
Türk Kızılay Genel Merkezi bütün bunları görmüyor mu?
Kayseri’de insanlar günlerdir bunu konuşurken Ankara’dan neden tek bir net açıklama gelmiyor?
Yoksa artık kamuoyunun tepkisi önemsenmiyor mu?
Çünkü sessizlik bazen açıklamadan daha büyük mesaj verir.
Ve şu an ortaya çıkan görüntü çok tehlikeli:
“Ne olursa olsun bir şey değişmiyor…”
İşte insanların sinirlendiği nokta tam da bu.
Kızılay dediğiniz kurum; afet günü çadır kuran, depremde aş dağıtan, ihtiyaç sahibinin kapısını çalan bir kurumdur.
Siyasetin üstünde olmak zorundadır.
Toplumun her kesimine eşit mesafede durmak zorundadır.
Ama bugün Kayseri’de insanlar yardım faaliyetlerini değil, bitmeyen polemikleri konuşuyorsa burada ciddi bir problem vardır.
Ey Cafer Beydilli…
Bir insan bu kadar tartışmanın odağında olur da bir an olsun dönüp kendine bakmaz mı?
“Ben bu kuruma zarar mı veriyorum?” diye sormaz mı?
Çünkü mesele artık şahsi olmaktan çıktı.
Mesele kurumun güven meselesi hâline geldi.
Ve açık konuşalım…
Bugün sokakta insanların kafasında tek bir soru var:
Ey Cafer Beydilli…
Bunu da mı yaptın?
Ve daha kaç kez yapacaksın?
Daha kaç polemik yaşanacak?
Daha kaç kez “yanlış anlaşıldım” denilecek?
Ve en önemlisi…
Bu şehir daha ne kadar aynı tartışmaları izlemek zorunda kalacak?
Yorumlar
Kalan Karakter: