Gastepress.com’un ilk gündeme getirdiği, kamuoyunda “milyonluk ilaç yolsuzluğu” olarak bilinen dosyada bugün mahkeme salonundaydım. Sabah 09.30’da başlayan duruşma, akşam saatlerine kadar sürdü. Baştan sona izledim, dinledim, not aldım…
Ve açık söyleyeyim:
Eczacılar diyor ki:
“Doktor yazdı, biz ilacı verdik.”
Kalfalar diyor ki:
“Eczacıdan habersiz bir işlem yapamayız.”
Doktorlar diyor ki:
“Biz yazmadık, haberimiz yok.”
Yarın bir gün sekreter de çıkıp diyecek ki:
“Doktor söyledi, ben yazdım.”
Peki soruyorum…
Bu ilaçları kim aldı?
Ortada milyonlarca liralık bir kamu zararı var.
Ortada hastaya ulaşmamış ilaçlar var.
Ama ortada suçlu yok.
Öyle mi?
Bu dosya aslında bir tesadüf değil, bir dikkatin sonucudur.
Mağdur olduğunu söyleyen Cafer Bıyıklı, kendi adına alınan ilaçları fark ediyor.
Bir yıl boyunca sizin adınıza ilaç yazılıyor ama siz o ilacı hiç görmüyorsunuz.
SGK’ya gidiyor… sonuç yok.
CİMER’e başvuruyor… yine sonuç yok.
Ve sonra bize geliyor…
Gastepress.com’a.
Biz bu dosyayı haber yaptık.
O gün düğmeye basıldı.
Savcılık harekete geçti.
KOM devreye girdi.
Teknik takip başladı.
Bugün mahkeme salonunda konuşulan her şeyin başlangıç noktası işte burasıdır.
Ama bugün geldiğimiz noktaya bakıyorum…
Herkes masum.
Eczacı masum.
Kalfa masum.
Doktor masum.
Sekreter büyük ihtimalle masum olacak.
O zaman suçlu kim?
Ben söyleyeyim mi?
Galiba tek suçlu Cafer Bıyıklı.
Kendi adına yazılan ilaçları fark eden,
“Bu ilaçlar bana gelmedi” diyen,
Hakkını arayan adam…
Belki de en büyük hatayı o yaptı (!)
Mahkeme salonunda tapeler okundu.
Hakim soruyor:
“Bunları eczacıyla konuşmuşsunuz.”
Cevap:
“Hatırlamıyorum.”
Bu ülkede en güçlü savunma cümlesi bu galiba:
“Hatırlamıyorum.”
Ben daha fazlasını da biliyorum.
Çünkü bu süreçte bana ulaşanlar oldu.
İhbar hattımızdan…
Bir kalfa geldi, anlattı.
Sonra tutuklu kalfalardan birine çok yakın bir kişi bana ulaştı.
Korktuğunu söyledi.
“Bu iş hızlansın” dedi.
Ve bu ilaç meselesinde kimlerin ne yaptığını, nasıl hareket edildiğini tek tek anlattı.
Bugün mahkeme salonunda ne gördüm biliyor musunuz?
O anlatan kişinin yakını…
Yani o tutuklu kalfanın yakını…
Tahliye için gözyaşı döküyordu.
Şimdi soruyorum size…
Bu kadar tesadüf olabilir mi?
Bu kadar “haberim yok” aynı dosyada buluşabilir mi?
Bu kadar büyük bir olayda kimse bir şey bilmiyor olabilir mi?
Bu bir hata değil.
Bu bir ihmal hiç değil.
Ortada sistemli bir boşluk var.
Ve o boşluk birileri tarafından kullanılmış.
Ama o “birileri” ortada yok.
O yüzden ben de diyorum ki…
Madem herkes masum,
Madem kimse bir şey bilmiyor,
Madem ilaçlar kendi kendine kayboluyor…
O zaman en büyük suçlu belli:
“Mağdur Cafer Bıyıklı”
Hadi ona müebbet verelim.
Dosyayı kapatalım.
Herkes rahatlasın (!)
Ama şunu herkes bilsin…
Bu dosya burada kapanmaz.
Ben de bırakmam.
Çünkü bu sadece bir dava değil.
Bu, sistemin nasıl işlediğini gösteren bir aynadır.
Ve biz o aynayı kırmayacağız.
Bakmaya devam edeceğiz.
Yazmaya da…
Yorumlar
Kalan Karakter: