Bazı insanlar vardır…
Bir şehrin hafızasına dönüşürler.
Bir caddeye baktığınızda onları hatırlarsınız… Bir projede, bir eserde, bir mücadelede izlerini görürsünüz. Çünkü onlar sadece makam işgal etmez, şehrin ruhuna dokunur.
İşte bugün Kayseri’de tam da bunu konuşuyorum.
Çarşamba sabahları Radyo Türk ekranlarında, moderatörlüğünü Mesut Bayazıt’ın yaptığı “Uyan Kayseri” programında yine gündemi değerlendirdik. Ama bu kez mesele sadece siyaset değildi… Bu kez mesele, bu şehre yıllarını vermiş insanların sessizliği oldu.
Açık söylüyorum…
Mehmet Özhaseki’nin uzun süredir kamuoyunda sessiz kalmasını anlamlandıramıyorum.
Çünkü biz yıllarca onu “memleket sevdalısı” olarak tanıdık.
Bu şehrin her köşesinde emeği olan bir isim olarak gördük.
Bakanlık yaptı… Belediye başkanlığı yaptı… Kayseri için gecesini gündüzüne kattı.
Şimdi soruyorum…
Bir insan bu şehre bu kadar emek verdikten sonra, “Ben aktif siyaseti bıraktım” deyip tamamen susabilir mi?
Ben buna alışamıyorum.
Ve samimi söylüyorum; Mehmet Özhaseki gibi bir dava adamına bu sessizlik yakışmıyor.
Çünkü mesele sadece siyaset değil.
Mesele memleket meselesi.
Kayserispor zor günlerden geçerken…
Şehirde insanlar konuşurken…
Ekonomiden sosyal hayata kadar herkes bir çıkış yolu ararken…
Bu şehre yıllarca yön vermiş insanların kenara çekilip sadece izleyici olması bana normal gelmiyor.
Bakın…
Aynı şeyi bugün Baki Ersoy için de söylüyorum.
Birileri diyor ki:
“Sen neden sürekli Baki Ersoy diyorsun?”
Evet, diyorum.
Demeye de devam edeceğim.
Çünkü bugün Baki Ersoy sadece Kayserispor için mücadele eden bir isim değil. Şehrin hangi sorunu varsa en ön safta duran bir isim.
Kimi zaman sporun içinde…
Kimi zaman vatandaşın derdinde…
Kimi zaman Ankara’da Kayseri’nin sesi olmaya çalışan bir duruşun içinde.
Ve şunu net söylüyorum…
Bir zamanlar Mehmet Özhaseki bu şehir için nasıl mücadele ettiyse, bugün Baki Ersoy da o mücadelenin çok daha fazlasını ortaya koyuyor.
Ama yarın bir gün o da susarsa…
O da kenara çekilirse…
İnanın ilk eleştiriyi yine ben yaparım.
Derim ki:
“Baki Vekilim, siz susmamalısınız.”
Çünkü bu şehir susanları değil, mücadele edenleri hatırlar.
Ama burada bir parantez de açmak gerekiyor…
Memduh Büyükkılıç…
Bakın, Sayın Büyükkılıç yıllardır bu şehrin içinde olan bir isim. Belediyecilik tecrübesiyle, vatandaşla kurduğu sıcak ilişkiyle, Kayseri’nin her mahallesine dokunmaya çalışan bir belediye başkanı. Bugün Kayseri’de hangi ilçeye giderseniz gidin mutlaka bir hizmetini, bir yatırımını, bir emeğini görürsünüz.
Ama mesele sadece hizmet yapmak değil artık…
Bu şehir artık daha fazla birlik isteyen bir dönemden geçiyor.
Kayserispor’un yaşadığı süreçte…
Şehrin ekonomik sıkıntılarında…
Gençlerin beklentilerinde…
Kayseri’nin Ankara’daki gücünün yeniden konuşulması gereken zamanlarda…
Memduh Büyükkılıç’ın da daha fazla ağırlığını koyması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü insanlar artık sadece asfalt, kaldırım, proje görmek istemiyor. İnsanlar “Bu şehrin abileri nerede?” diye bakıyor.
Şehir bazen bir açıklama ister…
Bazen bir duruş ister…
Bazen sadece “Ben buradayım” denilmesini ister.
İşte tam da bu yüzden diyorum ki; bu şehrin yükünü omuzlamış hiç kimsenin susma lüksü yok.
Ne Mehmet Özhaseki susmalı…
Ne Baki Ersoy susmalı…
Ne de Memduh Büyükkılıç susmalı…
Çünkü Kayseri hepimizin.
Kayseri sadece seçim zamanı hatırlanacak bir şehir değil.
Kayseri, emek isteyen bir dava.
Sahip çıkılması gereken bir memleket.
Ve ben hâlâ aynı cümleyi savunuyorum:
“Sevdamız Kayseri, sevdamız Kayserispor.”
Bu söz sadece bir slogan değil…
Bu şehir için taşın altına elini koyan herkesin taşıması gereken bir sorumluluktur.
Kalın Sağlıcakla...
Yorumlar
Kalan Karakter: