Melikgazi Kayseri Basketbol ile Fenerbahçe Opet arasında oynanacak çeyrek final serisi öncesi ortaya atılan tablo gerçekten insanın içine sinmiyor.
Statü gereği biri deplasman, biri iç saha oynanması gereken bir seri var. Ama ne oluyor? İki maç da İstanbul’da oynanıyor. Üstelik peş peşe. Kayseri’de oynanması gereken bir karşılaşmadan vazgeçiliyor. Gerekçe olarak konuşulan şey ise otel masrafı.
Şimdi ben soruyorum:
Bir şehrin takımı, sırf konaklama hesabı yüzünden iç saha avantajından vazgeçer mi?
Bu memleketin takımı bu kadar mı sahipsiz?
Üstelik iddialar bununla da sınırlı değil. Yabancı oyuncuların önemli bir kısmının karşılaşma öncesi ülkelerine gönderildiği konuşuluyor. Çeyrek final oynuyorsunuz ama kadro zayıflıyor, iç saha yok, maçlar üst üste deplasmanda… Bu nasıl bir planlama, nasıl bir mücadele anlayışı?
Bakın, ben meseleyi kişisel görmüyorum. Ama insan ister istemez kıyas yapıyor.
Mesela Baki Ersoy’nun Kayserispor için neler yaptığını tüm memleket hatta tüm ülke gördü ve duydu. Kayserispor düşmesin diye ne fedakârlıklar yaptı… Para sorunu yaşandı, bir şekilde çözüm aradı. Gerekirse kapı kapı dolaştı. Ne sorun olduysa ilgilendi. Bu memleketin takımı söz konusu olduğunda gövdesini taşın altına koydu.
Yine Gökmen Çiçek… Sırf gençler kötü alışkanlıklara bulaşmasın diye ERVA Spor Okulları projesini başlattı. “Her mahalleye bir spor okulu” dedi. Bunun için iş adamlarını, STK’ları, odaları bir araya getirdi. İnsanları spor etrafında topladı. Çünkü biliyor ki spor sadece skor değildir; bir şehrin geleceğidir.
Bir Ersoy, bir Çiçek kolay yetişmiyor.
Keşke biraz bu insanlardan akıl alsaydınız. Emin olun bu iki isim istese, bu basketbol takımını da ayağa kaldırırdı. Maddi mesele mi var? Çözüm bulunurdu. Organizasyon sıkıntısı mı var? Masaya yatırılırdı. Yeter ki niyet mücadele olsun.
Melikgazi Basketbol bu memleketin takımı değil mi?
Kayseri’de yaşayan insanlar bu takımı desteklemiyor mu?
O formayı giyen sporcular bu şehrin temsilcisi değil mi?
Kayseri teslimiyeti sevmez.
Kayseri kolaycılığı sevmez.
Kayseri zor zamanda dik duranları sever.
Mesele bir maç değil.
Mesele bir seri değil.
Mesele sahip çıkma meselesi.
Bu şehir, gerçekten mücadele edeni baş tacı yapar. Ama hesabı kitaba göre değil, yüreğiyle oynayanı alkışlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: