Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…
Haberin peşinde koşarken çoğu zaman kendi hayatını erteleyen, gerçeği yazabilmek için bedel ödemeyi göze alan gazetecilerin günü. Gazetecilik; sadece haber yazmak değil, insan kalabilme mücadelesidir. Ve bu mesleği insan kalarak yapanlar, geride silinmeyen izler bırakır.
Bu 10 Ocak’ı, içimizde derin bir eksiklikle karşılıyoruz.
2025 yılı içinde kaybettiğimiz duayen gazeteci Oktay Ensari, yalnızca usta bir gazeteci değil; yumuşak kalbiyle, insanlığıyla, mesleğine ve meslektaşlarına duyduğu derin saygıyla gerçek bir okuldu.
Onu anlatırken önce insanlığından söz etmek gerekir. Oktay Ensari, kalemi kadar yüreği de güçlü olanlardandı. Meslektaşlarına yukarıdan bakmayan, aksine el uzatan; özellikle kendisinden küçük gazetecilere yol gösteren, öğreten, cesaret veren bir ağabeydi. Gazeteciliği bir rekabet alanı değil, bir dayanışma kültürü olarak görürdü.
Ben kendisiyle 1994 yılında tanıştım. O günden sonra geçen yıllar boyunca bu mesleğin nasıl onurla yapılacağını, kelimelerden çok davranışlarıyla öğretti. İstanbul’da geçirdiğim 10 yıllık dönemde, ben İstanbul’da olmama rağmen, Oktay Ensari İstanbul’a her gelişinde beni görmeden gitmezdi. Yoğun programlarına, bitmek bilmeyen koşuşturmalarına rağmen mutlaka bir selam, bir çay, bir sohbet için zaman ayırırdı. Bu, onun vefasının ve insan ilişkilerine verdiği değerin en sade ama en anlamlı göstergesiydi.
Bir haberden çok bir hâl sorusunu önemserdi.
Bir manşetten önce insanın kalbine dokunurdu.
Mesleğe olan saygısını; genç gazetecilere sabırla aktardığı deneyimlerinde, yanlış gördüğünde kırmadan yaptığı uyarılarda ve doğruyu savunurken sergilediği sakin ama sarsılmaz duruşunda görmek mümkündü.
Bu mesleğin hafızasında yalnızca bugün kaybettiklerimiz değil, pandemi döneminde sessizce uğurladığımız ustalar da var. O zor günlerde aramızdan ayrılan Duayen Gazeteci Veli Altınkaya, mesleğe yıllarını vermiş, kalemiyle iz bırakmış çok değerli bir isimdi. Pandeminin soğuk ve yalnız günlerinde gelen vefatı, basın camiasında derin bir hüzün yaratmıştı. Bugün onu da, mesleğe kattıkları, emeği ve onurlu duruşuyla saygıyla anıyoruz.
Bugün gazetecilik, her zamankinden daha ağır sınavlardan geçerken; Oktay Ensari gibi, Veli Altınkaya gibi isimlerin yokluğu daha derinden hissediliyor. Çünkü onlar, “nasıl yazılır?” sorusundan önce “nasıl gazeteci olunur?” sorusunun cevabını miras bırakarak gittiler.
10 Ocak’ta çalışan tüm gazetecileri saygıyla selamlarken;
Oktay Ensari’yi, pandemi döneminde kaybettiğimiz duayen gazeteci Veli Altınkaya’yı ve aramızdan ayrılan tüm basın emekçilerini rahmetle, minnetle ve özlemle anıyorum. Onların öğrettikleri, yazdıkları ve en çok da insanlıkları, bu mesleğin hafızasında yaşamaya devam edecek.
Kalemi vicdan olanlara selam olsun…
Unutmayanlara, unutturmayanlara selam olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: