Üniversitelerde bilim yarım kalıyorsa,
orada sadece deneyler değil, bir ülkenin geleceği aksıyordur.
Kayseri Milletvekili CHP’li Aşkın Genç’in TBMM Genel Kurulu’na taşıdığı iddialar, kulak ardı edilecek türden değil.
Bu sözler bir siyasi polemik değil; sahadan gelen, hastane koridorlarında yankılanan, bilim insanlarının ve sağlık emekçilerinin sesidir...
Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversite hastaneleri, yıllardır hem sağlık hizmetinin bel kemiği hem de bilimsel üretimin ana damarları olmuştur.
Zor vakalar bu hastanelerde çözülür, yeni tedaviler burada geliştirilir, geleceğin doktorları bu çatılar altında yetişir. Ancak bugün gelinen noktada, bu bilim yuvaları adeta kaderine terk edilmiş durumdadır.
Aşkın Genç’in altını çizdiği gibi; üniversite hastanelerinde yaşanan sıkıntılar artık münferit değil, sistematiktir. Kayseri’den başlayıp Türkiye’nin muhtelif illerine uzanan tablo aynıdır:
Eksik personel, yetersiz bütçe, ağır çalışma koşulları ve tükenen insan gücü…
Hemşireler nöbet üstüne nöbet tutuyor,
doktorlar idari ve maddi baskılarla mesleğini icra etmeye çalışıyor,
akademisyenler bilim üretmek yerine ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Burada sormamız gereken soru şudur:
Bir ülkede bilim insanı nefes alamazsa, bilim nasıl ilerler?
Şehir hastaneleri elbette önemlidir. Modern binalar, yüksek yatak kapasiteleri, teknolojik imkânlar değerlidir. Ancak sağlık politikası yalnızca betonla, yalnızca tabelayla yürütülemez.
Bilim; üniversite hastanelerinde filizlenir, laboratuvarda büyür, akademik özgürlükle gelişir.
Devlet politikası şehir hastanelerini büyütürken, üniversite hastanelerini köreltmemelidir.
Çünkü üniversite hastaneleri yalnızca hasta tedavi etmez;
– Doktor yetiştirir,
– Bilim üretir,
– Ülkenin sağlık hafızasını taşır.
Aşkın Genç’in
“Gönlümüz razı gelmiyor”
sözü, aslında toplumun ortak vicdanıdır. Bu bir temenni değil, açık bir uyarıdır. Üniversite hastanelerindeki eksiklikler giderilmezse; tıp eğitimi zayıflar, bilimsel çalışmalar yarım kalır, nitelikli sağlık hizmeti giderek erir.
Yetkililere düşen görev nettir:
Bu kurumlar yük değil, yatırımdır.
Masraf değil, gelecektir...
Bugün üniversite hastanelerine sahip çıkmayanlar, yarın bilim ithal etmek zorunda kalır.
Bugün akademisyeni yoranlar, yarın doktor bulmakta zorlanır.
Bilim susarsa,
ülke ilerlemez.
Ve yarım kalan her bilimsel çalışma,
aslında yarım bırakılmış bir yarındır.
Yorumlar
Kalan Karakter: