“Özgür Basın Dediler…”
Bir haber düştü sabahın ilk ışığıyla dünyaya…
Sözde bir ödül, sözde bir onur:
Bir an durdum.
Kalem elimde titredi.
Çünkü kelimeler bazen gerçeğin yükünü taşımakta zorlanır.
"Özgür basın mı dediniz..?"
Özgürlük mü..?
Gazetecilerin susturulduğu,
Mikrofonların kırıldığı,
Kalemlerin korkuyla yazdığı bir yerde
Özgürlükten söz etmek
Çölde deniz aramak gibidir...
Dünya bazen tuhaf bir tiyatro sahnesi gibi…
Perdeler açılıyor,
Roller dağıtılıyor,
Gerçekler makyajlanıyor.
Ama hakikat,
Makyaj tutmaz.
Gazeteci dediğin
Bombanın gölgesinde gerçeği arayan insandır...
Gazeteci dediğin
Sözün namusunu taşıyan kalemdir...
Eğer bir yerde
Haber susturuluyorsa,
Gerçek korkutuluyorsa,
Ve hakikat duvarlara çarpıp geri dönüyorsa…
Orada özgürlükten değil,
Sadece söz katilinden bahsedilir.
Benim kalemim susmaz.
Çünkü kalem susarsa
Vicdan da susar.
Ve vicdan sustuğunda
Dünya karanlığa gömülür.
Özgür basın ödülleri dağıtılabilir,
Madalyalar takılabilir,
Manşetler yazılabilir…
Ama hakikat
Ne ödülle ölçülür
Ne de propaganda ile saklanır.
Gerçek er ya da geç
Yeryüzünün en yüksek kürsüsüne çıkar
Ve şöyle haykırır:
“Ben buradayım!”
İşte o gün
Suskun kalan bütün kalemler
Utancın mürekkebiyle yazacaktır.
Benim kalemim ise bugün söylüyor:
Özgürlük,
Sadece güçlülerin yazdığı bir masal değildir.
Özgürlük,
Gerçeği söyleme cesaretidir...
Ve o cesaret
Bir gün bütün duvarları yıkacaktır.
İsrail'in yıkılıcağı gibi.
Yorumlar
Kalan Karakter: